اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللّٰهِ. اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا حَبِيبَ اللّٰهِ. اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ. اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا سَيِّدَ الْمُرْسَلِينَ. اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ يَا خَاتَمَ النَّبِيِّينَ. اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ. اَلصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَيْكَ وَعَلَى آلِكَ وَأَصْحَابِكَ وَأَهْلِ بَيْتِكَ وَعَلَى النَّبِيِّينَ وَسَائِرِ الصَّالِحِينَ. يَا رَسُولَ اللّٰهِ، سَمِعْتُ أَنَّ اللّٰهَ تَعَالَى يَقُولُ: ﴿وَلَوْ اَنَّهُمْ اِذْ ظَلَمُٓوا اَنْفُسَهُمْ جَٓاؤُ۫كَ فَاسْتَغْفَرُوا اللّٰهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُوا اللّٰهَ تَوَّابًا رَحٖيمًا﴾ وَقَدْ جِئْتُكَ مُسْتَغْفِرًا مِنْ ذَنْبِي، مُسْتَشْفِعًا بِكَ إِلَى رَبِّي. أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّكَ رَسُولُ اللّٰهِ، وَأَشْهَدُ أَنَّكَ بَلَّغْتَ الرِّسَالَةَ، وَأَدَّيْتَ الْأَمَانَةَ، وَنَصَحْتَ الْأُمَّةَ، وَدَعَوْتَ إِلَى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ، وَجَاهَدْتَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ حَتَّى أَتَاكَ الْيَقِينُ. فَجَزَاكَ اللّٰهُ عَنَّا أَفْضَلَ مَا جَزَى رَسُولًا عَنْ أُمَّتِهِ. اَللّٰهُمَّ آتِهِ الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ وَالدَّرَجَةَ الرَّفِيعَةَ وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا. رَبَّنَٓا اٰمَنَّا بِمَٓا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدٖينَ
es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Resûlallah! es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Habîballah! es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Rahmeten li’l-âlemîn! es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Seyyide’l-Mürselîn! es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke yâ Hâtemen-nebiyyîn! es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke eyyûhe’n-Nebiyyû ve Rahmetûllâhi ve Berekâtuh. es-Salâtü ve’s-selâmü aleyke ve alâ âlike ve ashâbike ve Ehl-i Beytike ve ale’n-Nebiyyîne ve sâiri’s-sâlihîn.
Okunuş, Arapça aslını tam karşılamaz; mümkünse Arapçasından okuyunuz.
Salât ve selam, rahmet ve bereket sana olsun ey âlemlere rahmet olarak gönderilen, nebiler nebisi son peygamber. Salât ve selam, rahmet ve bereket sana, âline, ashabına, Ehl-i Beyt’ine olsun yâ Habîballah! Salât ve selam, rahmet ve bereket sana ve gelmiş geçmiş tüm peygamberlere ve salihlere olsun yâ Resûlallah! “Eğer onlar kendilerine zulmettiklerinde sana gelip Allah’tan bağışlama dileselerdi ve Peygamber de onlar için istiğfar etseydi, şüphesiz Allah’ı tövbeleri çok kabul eden ve çok merhamet eden bulurlardı.” Yâ Resûllah! Ben de bu buyruğu işittim ve iman ettim; günahlarımdan bağışlanma dileğiyle, Rabbimin yanında bana şefaat etmen umuduyla huzuruna geldim. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şehadet ederim ki sen Allah’ın Resûlüsün. Yine şehadet ederim ki peygamberlik görevini hakkıyla yaptın, emaneti yerine getirdin, dini tebliğ ettin, Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağırdın, ölüm sana gelinceye kadar Allah yolunda cihat ettin. Yâ Resûllallah! Rabbim seni, ümmetinin başında olan bir peygambere bahşedeceği en üstün, en yüce makamlar ile mükâfatlandırsın. Yâ Rabbi! Hz. Muhammed’e (sas) vesileyi ve fazileti ver. Onu, kendisine vadettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır. Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve peygambere tabi olduk; artık bizi şahitlerle beraber yaz.
Dua geleneğiDiyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.123-127