Umre Duaları (Tamamı)
İhram, tavaf, sa'y ve namaz duaları tek sayfada: Arapça, okunuş, anlam ve kaynak.
İhram Duaları
1. Umre Niyet Duası (İhram)
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أُرِيدُ الْعُمْرَةَ فَيَسِّرْهَا لِي وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي
Allâhümme innî ürîdü'l-umrate fe yessirhâ lî ve tekabbelhâ minnî.
Allah’ım! Umre yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve kabul eyle.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.6
2. Telbiye Duası (Lebbeyk Allahümme Lebbeyk)
لَبَّيْكَ اللّٰهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لَا شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ، إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ، لَا شَرِيكَ لَكَ
Lebbeyk Allâhümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk. Lâ şerîke lek.
Buyur Allah'ım, buyur! Emrindeyim, ortağın yoktur, buyur! Şüphesiz hamd Sana mahsustur, nimet Senindir, mülk Senindir, ortağın yoktur.
Kaynak: Hadis — Buhârî 1549; Müslim 1184
Tavaf Duaları
1. Tavafa Başlarken Hacerü'l-Esved Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ.
Bismillâhi Allâhu ekber. Allâhümme îmânen bike ve tasdîkan bi-kitâbike ve vefâen bi-ahdike vettibâan li-sünneti nebiyyik.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.14
2. Tavaf 1. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ. رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ، وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ سَعْيًا مَشْكُورًا، وَذَنْبًا مَغْفُورًا، وَعَمَلًا صَالِحًا مَقْبُولًا، وَتِجَارَةً لَنْ تَبُورَ. اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ دَعَوْتَ عِبَادَكَ إِلَى بَيْتِكَ الْحَرَامِ، وَقَدْ جِئْتُ طَالِبًا مَرْضَاتَكَ، وَأَنْتَ مَنَنْتَ عَلَيَّ بِذٰلِكَ، فَاغْفِرْ لِي وَارْحَمْنِي، وَعَافِنِي وَاعْفُ عَنِّي، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ وَزَائِرُكَ، وَلِكُلِّ زَائِرٍ حَقٌّ عَلَى مَزُورٍ، وَأَنْتَ خَيْرُ مَزُورٍ، فَأَسْأَلُكَ أَنْ تَغْفِرَ لِي، وَتَرْحَمَنِي، وَتَفُكَّ رَقَبَتِي مِنَ النَّارِ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Rabbimiz, ibadetimizi kabul eyle. Şüphesiz ki sen, işiten ve bilensin. Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir nesil nasip eyle. Sana ihlas ile ibadet etmeyi bizlere nasip et, tövbemizi kabul buyur. Şüphesiz tövbeleri kabul eden, merhameti bol olan yalnız sensin. Allah’ım! Haccımızı mebrûr, sa’yimizi meşkûr, günahlarımızı mağfûr, amellerimizi salih ve makbul, bizleri de kazananlardan eyle. Allah’ım! Biz kullarını Kâbe’ne sen çağırdın, ben de rızana nail olmak için bu davete icabet edip huzuruna geldim. Ya Rabbi! Sen bu fırsatı bana ihsan eyledin. Öyleyse buranın hatırına beni bağışla, affet, bana merhamet eyle, bana sağlık ve afiyet ver. Şüphe yok ki senin gücün her şeye yeter. Allah’ım! Ben senin kulunum, sana misafir olmaya geldim. Her misafir, hane sahibinden ikram bekler. Şüphesiz misafirine en cömert olan sensin. Senden beni bağışlamanı, bana merhamet etmeni, beni cehennem ateşinden kurtarmanı istiyorum. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.14-17
3. Tavaf 2. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي. رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي. لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ. اَللّٰهُمَّ إِنَّ هٰذَا الْبَيْتَ بَيْتُكَ، وَالْحَرَمَ حَرَمُكَ، وَالْأَمْنَ أَمْنُكَ، وَالْعَبْدَ عَبْدُكَ، وَأَنَا عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ، أَتَيْتُكَ بِذُنُوبٍ كَثِيرَةٍ، وَأَعْمَالٍ سَيِّئَةٍ، وَهٰذَا مَقَامُ الْعَائِذِ بِكَ مِنَ النَّارِ، فَحَرِّمْ لُحُومَنَا وَبَشَرَتَنَا عَلَى النَّارِ، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ. رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ. اَللّٰهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ، وَاجْعَلْنَا مِنَ الرَّاشِدِينَ. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ سَعْيًا مَشْكُورًا، وَذَنْبًا مَغْفُورًا، وَعَمَلًا صَالِحًا مَقْبُولًا، وَتِجَارَةً لَنْ تَبُورَ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Rabbim! Gönlüme genişlik ver, işimi kolaylaştır. Rabbim! Doğrusu ben kendime zulmettim, beni bağışla. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden uzak tutarım. Rabbim! Hakikat şu ki ben günahlarımla nefsime zulmederek zalimlerden oldum. Allah’ım! Bu ev senin evindir. Bu Harem, senin haremindir. Burası senin emân verdiğin yerdir. Kullar da senin kullarındır. Ben de senin kullarından bir kulunum. Bir yığın günahla ve birçok kusurla kapına geldim. Allah’ım! Burası cehennem azabından sana sığınanın makamıdır. Tenimizi ve vücudumuzu cehennem ateşine haram kıl. Sen Gafûr ve Rahîmsin. Rabbim! Beni bağışla, bana merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Rabbim! İlmimi ve anlayışımı artır, beni salihler zümresine ilhâk eyle. Allah’ım! İmanı bize sevdir, onunla kalplerimizi süsle. Küfrü, yoldan çıkmayı, azgınlığı ve itaatsizliği bize çirkin göster. Bizi doğrulardan eyle. Allah’ım! Haccımızı mebrûr, sa’yimizi meşkûr, günahlarımızı mağfûr, amellerimizi salih ve makbul eyle, bu ticaretimizi kazançsız bırakma. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.18-21
4. Tavaf 3. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ. رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ. اَللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخِيَانَةِ وَالْكُفْرِ وَالشِّرْكِ، وَالشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَالرِّيَاءِ، وَسُوءِ الْأَخْلَاقِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ عَيْنٍ لَا تَدْمَعُ، وَمِنْ دُعَاءٍ لَا يُسْتَجَابُ. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْهُ سَعْيًا مَشْكُورًا، وَذَنْبًا مَغْفُورًا، وَعَمَلًا صَالِحًا مَقْبُولًا، وَتِجَارَةً لَنْ تَبُورَ. يَا عَالِمَ مَا فِي الصُّدُورِ، أَخْرِجْنِي يَا اَللّٰهُ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer sen bizi bağışlamaz, bize acımazsan, kuşkusuz biz, hüsrana uğrayanlardan oluruz. Rabbimiz! Biz iman ettik; bizi affet, bize acı! Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Beni yaratan sensin. Ben, senin kulunum ve gücüm yettiğince sana verdiğim söze ve ahdime bağlı kalacağım. İşlediğim günahların şerrinden sana sığınıyorum. İhsan ettiğin nimetleri ikrar ediyor, günahlarımı sana itiraf ediyorum. Beni affet; çünkü senden başka günahları affedebilecek yoktur. Allah’ım! Hıyanetten, küfürden, şirkten, İslam’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten, münafıklıktan, riyadan ve kötü ahlâktan sana sığınırım. Allah’ım! Faydasız ilimden, korkmayan kalpten, doymayan nefisten, ağlamayan gözden, kabul olmayan duadan sana sığınırım. Allah’ım! Haccımızı mebrûr, sa’yimizi meşkûr, günahlarımızı mağfûr, amellerimizi salih ve makbul eyle, bu ticaretimizi kazançsız bırakma. Ey kalplerde olanı bilen Allah’ım! Bizi karanlıklardan aydınlığa çıkar. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.22-26
5. Tavaf 4. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَالسَّلَامَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ، وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ، وَالْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ، وَالنَّجَاةَ مِنَ النَّارِ. رَبِّ قَنِّعْنِي بِمَا رَزَقْتَنِي، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَنِي، وَاخْلُفْ عَلَيَّ كُلَّ غَائِبَةٍ لِي مِنْكَ بِخَيْرٍ. رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا إِنْ نَسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا، رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِنَا، رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِ، وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا، أَنْتَ مَوْلَانَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ. اَللّٰهُمَّ طَهِّرْ قَلْبِي مِنَ النِّفَاقِ، وَعَمَلِي مِنَ الرِّيَاءِ، وَلِسَانِي مِنَ الْكَذِبِ، وَعَيْنِي مِنَ الْخِيَانَةِ، فَإِنَّكَ تَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ. اَللّٰهُمَّ اهْدِنِي لِأَحْسَنِ الْأَعْمَالِ وَأَحْسَنِ الْأَخْلَاقِ، لَا يَهْدِي لِأَحْسَنِهَا إِلَّا أَنْتَ، وَقِنِي سَيِّئَ الْأَعْمَالِ وَسَيِّئَ الْأَخْلَاقِ، لَا يَقِي سَيِّئَهَا إِلَّا أَنْتَ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Allah’ım! Beni rahmetine ulaştır. Bağışlamana vesile olacak işler yapmamı bana nasip eyle. Her türlü günahtan beni uzak kıl. Her türlü iyiliği elde etmeyi nasip eyle, cennete kavuştur, cehennem ateşinden kurtar. Rabbim! Verdiğin rızıkla beni kanaatkâr kıl. Bana verdiklerini hakkımda hayırlı ve bereketli eyle. Elde edemediğim her hayırlı şeyin yerine daha iyisini nasip et. Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevla’mızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et. Allah’ım! Kalbimi nifaktan, amelimi riyadan, dilimi yalandan, gözümü hıyanetten temizle. Çünkü sen “Gözlerin hain bakışlarını ve kalplerin gizlediklerini de bilirsin.” Allah’ım! Beni işlerin en güzeline ve ahlakın en güzeline eriştir. Bunlara ancak sen eriştirirsin. Kötü işlerden ve kötü ahlaktan beni koru. Bunlardan da beni ancak sen korursun. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.27-31
6. Tavaf 5. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلٰوةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ. رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً، إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ. رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ، وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا. رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ، وَتَوَفَّنِي مُسْلِمًا، وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ. اَللّٰهُمَّ أَظِلَّنِي تَحْتَ ظِلِّ عَرْشِكَ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّكَ، وَلَا بَاقِيَ إِلَّا وَجْهُكَ، وَاسْقِنِي مِنْ حَوْضِ نَبِيِّكَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ شَرْبَةً هَنِيئَةً مَرِيئَةً، لَا أَظْمَأُ بَعْدَهَا أَبَدًا. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ، عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ. وَأَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا سَأَلَكَ عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ مِنْهُ عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; Rabbimiz, duamı kabul eyle. Rabbim! Bana, katından temiz bir nesil bahşet. Şüphesiz sen, duayı hakkıyla işitensin. Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyi kulların arasına kat. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat. Allah’ım! Hiçbir gölgenin olmadığı ve yüce zatından başka hiçbir şeyin baki kalmadığı günde beni arşının gölgesinde gölgelendir. Peygamberimizin havz-ı kevserinden kana kana içmeyi, içip de bir daha susuzluk bilmemeyi bizlere nasip eyle Allah’ım. Allah’ım! Senden, bildiğim ve bilmediğim, geçmiş ve gelecekteki tüm iyilikleri bana lütfetmeni niyaz ediyorum. Bildiğim ve bilmediğim, geçmiş ve gelecekteki tüm şerlerden de sana sığınıyorum. Allah’ım! Senden cenneti ve ona ulaştıracak her türlü söz ve ameli nasip etmeni diliyorum. Cehennemden ve ona götürecek her türlü söz ve amelden de sana sığınıyorum. Allah’ım! Kulun ve elçin Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemin senden istediği bütün hayırlardan ben de istiyorum. Kulun ve elçin Hz. Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemin sana sığındığı bütün şerlerden ben de sana sığınıyorum. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.32-37
7. Tavaf 6. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا. وَاكْتُبْ لَنَا فِي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ. رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ. رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا، وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ. رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِإِخْوَانِنَا الَّذِينَ سَبَقُونَا بِالْإِيمَانِ، وَلَا تَجْعَلْ فِي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذِينَ آمَنُوا، رَبَّنَا إِنَّكَ رَؤُوفٌ رَحِيمٌ. اَللّٰهُمَّ إِنَّ لَكَ عَلَيَّ حُقُوقًا كَثِيرَةً فِيمَا بَيْنِي وَبَيْنَكَ، وَحُقُوقًا كَثِيرَةً فِيمَا بَيْنِي وَبَيْنَ خَلْقِكَ، اَللّٰهُمَّ مَا كَانَ لَكَ مِنْهَا فَاغْفِرْهُ لِي، وَمَا كَانَ لِخَلْقِكَ فَتَحَمَّلْهُ عَنِّي. وَأَغْنِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَبِطَاعَتِكَ عَنْ مَعْصِيَتِكَ، وَبِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ، يَا وَاسِعَ الْمَغْفِرَةِ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Rabbimiz! Bize kendi katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bizim kurtuluş ve doğru yola ulaşmamızı kolaylaştır. Bize bu dünyada da âhirette de iyilik yaz! Şüphesiz biz sana yöneldik. Rabbimiz! Bizi sabırla donat, bize sebat ver, Müslüman olarak canımızı al. Rabbimiz! Bizi sabırla donat, bize sebat ver ve inkârcı topluluğa karşı bize yardım et. Rabbimiz! Bizi ve bizden önceki iman etmiş kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı kötü bir düşünce ve duyguya yer bırakma. Rabbimiz! Kuşkusuz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin. Allah’ım! Yüce zatının üzerimde birçok hakkı olduğu gibi kullarının da üzerimde birçok hakkı vardır. Allah’ım! Sana karşı olan eksikliklerimi bağışla. Kullarının üzerimdeki haklarından da beni kurtar. Bana helalinden ver ki haramdan uzak kalayım, ibadetinle meşgul et ki günaha düşmeyeyim. Lütfunu ver ki başkasına muhtaç olmayayım. Ey bağışlaması bol olan Rabbim! Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.38-42
8. Tavaf 7. Şavt Duası
بِسْمِ اللّٰهِ اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُمَّ إِيمَانًا بِكَ، وَتَصْدِيقًا بِكِتَابِكَ، وَوَفَاءً بِعَهْدِكَ، وَاتِّبَاعًا لِسُنَّةِ نَبِيِّكَ. سُبْحَانَ اللّٰهِ، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ، وَلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ إِيمَانًا كَامِلًا، وَيَقِينًا صَادِقًا، وَرِزْقًا وَاسِعًا، وَحَلَالًا طَيِّبًا، وَعِلْمًا نَافِعًا، وَقَلْبًا خَاشِعًا، وَلِسَانًا ذَاكِرًا، وَتَوْبَةً نَصُوحًا. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الصِّحَّةَ وَالْعِفَّةَ وَالْأَمَانَةَ، وَحُسْنَ الْخُلُقِ وَالرِّضَى بِالْقَدَرِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ، وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ، وَحُبَّ الْمَسَاكِينِ، وَأَنْ تَتُوبَ عَلَيَّ، وَتَغْفِرَ لِي وَتَرْحَمَنِي. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي جَمِيعَ مَا مَضَى مِنْ ذَنْبِي، وَاعْصِمْنِي فِيمَا بَقِيَ مِنْ عُمْرِي، وَارْزُقْنِي عَمَلًا زَاكِيًا تَرْضَى بِهِ عَنِّي. اَللّٰهُمَّ لَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَلَا تَنْزِعْ مِنِّي صَالِحَ مَا أَعْطَيْتَنِي. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ، وَأَدْخِلْنَا الْجَنَّةَ مَعَ الْأَبْرَارِ، يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ.
Bismillahi Allah-u Ekber! Allah’ım! Sana iman ederek, kitabını tasdik ederek, sana verdiğim söze sadık kalarak ve Peygamberinin sünnetine uyarak işte buradayım. Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim; hamd Allah’a mahsustur; Allah’tan başka ilah yoktur; Allah en büyüktür; güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır. Efendimiz Muhammed’e, onun bütün âline ve ashabına salât ve selam olsun. Allah’ım! Senden kâmil bir iman; doğru bir inanç; bol, helal ve güzel rızık; faydalı ilim; ürperen bir kalp; seni zikreden bir lisan ve asla bozmayacağım samimi bir tövbe niyaz ediyorum. Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik vermeni niyaz ediyorum. Allah’ım! Senden sağlık, iffet, emanete riayet, güzel ahlâk ve takdire rıza niyaz ediyorum. Allah’ım! Senden hayırlı ve güzel amellerde bulunmayı, kötülükleri terk etmeyi, yoksulları sevmeyi, beni bağışlamanı ve bana merhamet etmeni niyaz ediyorum. Allah’ım! Geçmişte işlediğim tüm günahlarımı bağışla. Ömrümün geriye kalan kısmında da beni günah işlemekten muhafaza buyur. Bana razı olacağın tertemiz işler yapmayı nasip eyle. Allah’ım! Beni göz açıp kapayacak kadar bile nefsime bırakma. Bana lütfettiğin güzellikleri benden çekip alma. Rabbimiz! Kıyamet gününde, beni, anamı, babamı ve bütün müminleri bağışla. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver. Bizi cehennem azabından koru. İyilerle birlikte bizi cennete koy. Ya Azîz, ya Gaffâr, ya Rabbe’l-âlemîn!
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.43-47
9. Rükn-i Yemani Duası
رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhirati haseneten ve kınâ ‘azâbe’n-nâr.
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:201 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
10. Mültezem Duası
اَللّٰهُمَّ يَا رَبَّ الْبَيْتِ الْعَتِيقِ، أَعْتِقْ رِقَابَنَا وَرِقَابَ آبَائِنَا وَأُمَّهَاتِنَا وَإِخْوَانِنَا وَأَوْلَادِنَا مِنَ النَّارِ، يَا ذَا الْجُودِ وَالْكَرَمِ وَالْفَضْلِ وَالْمَنِّ وَالْعَطَاءِ وَالْإِحْسَانِ. اَللّٰهُمَّ أَحْسِنْ عَاقِبَتَنَا فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا، وَأَجِرْنَا مِنْ خِزْيِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ الْآخِرَةِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ وَابْنُ عَبْدِكَ وَابْنُ أَمَتِكَ، وَاقِفٌ تَحْتَ بَابِكَ، مُلْتَزِمٌ بِأَعْتَابِكَ يَا قَدِيمَ الْإِحْسَانِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَرْفَعَ ذِكْرِي، وَتَضَعَ وِزْرِي، وَتَغْفِرَ لِي ذَنْبِي، وَأَسْأَلُكَ الدَّرَجَاتِ الْعُلَى مِنَ الْجَنَّةِ
Allâhümme yâ Rabbe'l-beyti'l-atîk, a'tik rikâbenâ ve rikâbe âbâinâ ve ümmehâtinâ ve ihvâninâ ve evlâdinâ mine'n-nâr, yâ ze'l-cûdi ve'l-kerami ve'l-fadli ve'l-menni ve'l-atâi ve'l-ihsân. Allâhümme ahsin âkıbetenâ fi'l-umûri küllihâ, ve ecirnâ min hızyi'd-dünyâ ve azâbi'l-âhirah. Allâhümme innî abdüke ve'bnü abdike ve'bnü emetike, vâkıfün tahte bâbike, mültezimün bi-a'tâbike yâ kadîme'l-ihsân. Allâhümme innî es'elüke en terfe'a zikrî, ve teda'a vizrî, ve tağfira lî zenbî, ve es'elüke'd-deracâti'l-ulâ mine'l-cenneh.
Ey Beyt-i Atik’in Rabbi Allah’ım! Bizi, babalarımızı, annelerimizi, kardeşlerimizi, çocuklarımızı ve Müslüman kardeşlerimizi cehennem ateşinden azat eyle. Ey cömertlik, kerem, fazilet, bağış, lütuf ve ihsan sahibi Allah’ım! Bütün işlerde bizi güzel sonuçlara ulaştır. Bizi dünyada rezil rüsva olmaktan ve âhiret azabından koru. Allah’ım! Ben senin kulunum, anne babam da senin kullarındır. Kapına geldim, eşiğine sarıldım. Ey ihsanı bol Allah’ım! Rahmetini umarak, azabından korkarak boyun bükmüş bir vaziyette huzurundayım. Ey ihsanı bol olan Allah’ım! İzzet-i nefsimi yüceltmeni, günahımı kaldırmanı, işlerimi yoluna koymanı, kalbimi arındırmanı, kabrimi aydınlatmanı, hatalarımı bağışlamanı niyaz ediyorum. Senden cennette yüksek dereceler istiyorum.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.55
11. Makam-ı İbrahim Duası
اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ تَعْلَمُ سِرِّي وَعَلَانِيَتِي فَاقْبَلْ مَعْذِرَتِي، وَتَعْلَمُ حَاجَتِي فَأَعْطِنِي سُؤْلِي، وَتَعْلَمُ مَا فِي نَفْسِي فَاغْفِرْ لِي ذُنُوبِي
Allâhümme inneke ta'lemü sirrî ve alâniyetî fakbel ma'ziretî, ve ta'lemü hâcetî fea'tinî su'lî, ve ta'lemü mâ fî nefsî fağfir lî zünûbî.
Allah'ım! Sen benim gizlimi de açığımı da bilirsin, özrümü kabul eyle. Sen ihtiyacımı bilirsin, dileğimi bana ver. Sen nefsimde olanı bilirsin, günahlarımı bağışla.
Kaynak: Dua geleneği — Hz. Âdem’e nispet edilen dua — Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat (zayıf)
12. Seyyidü'l-İstiğfar (Hatîm'de okunabilir)
اللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ
Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke, ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü, eûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bi-ni'metike aleyye ve ebûü leke bi-zenbî, fağfir lî, fe innehû lâ yağfirü'z-zünûbe illâ ente.
Allah'ım! Sen benim Rabbimsin, Senden başka ilah yoktur. Beni Sen yarattın, ben Senin kulunum. Gücüm yettiğince Sana verdiğim söz ve ahit üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden Sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri ikrar eder, günahımı itiraf ederim. Beni bağışla; çünkü günahları ancak Sen bağışlarsın.
Kaynak: Hadis — Buhârî 6306
13. Zemzem Duası
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا وَاسِعًا، وَشِفَاءً مِنْ كُلِّ دَاءٍ وَسَقَمٍ
Allâhümme innî es'elüke ilmen nâfi'an, ve rızkan vâsi'an, ve şifâen min külli dâin ve sekam.
Allah’ım! Bana fayda veren bir ilim, geniş ve bereketli bir rızık, her çeşit dert ve hastalıktan tam bir şifa lütfet.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.58 — İbn Abbas’ın zemzem duası (mevkuf)
14. Tavaf Namazı Sonrası Dua
اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ كُلُّهُ، وَلَكَ الْكَمَالُ كُلُّهُ، وَلَكَ الْجَلَالُ كُلُّهُ، وَلَكَ التَّقْدِيسُ كُلُّهُ. رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ. اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ قُلْتَ ادْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ، وَإِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ، وَإِنِّي أَسْأَلُكَ كَمَا هَدَيْتَنِي لِلْإِسْلَامِ أَنْ لَا تَنْزِعَهُ مِنِّي حَتَّى تَتَوَفَّانِي وَأَنَا مُسْلِمٌ. رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا، إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنِي مِنْ أَكْرَمِ وَفْدِكَ عَلَيْكَ، وَأَلْزِمْنِي سَبِيلَ الِاسْتِقَامَةِ حَتَّى أَلْقَاكَ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعِفَّةَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَأَهْلِي وَمَالِي. اَللّٰهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي وَآمِنْ رَوْعَاتِي، وَاحْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي. اَللّٰهُمَّ أَصْلِحْ لِي دِينِيَ الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أَمْرِي، وَأَصْلِحْ لِي دُنْيَايَ الَّتِي فِيهَا مَعَاشِي، وَأَصْلِحْ لِي آخِرَتِيَ الَّتِي إِلَيْهَا مَعَادِي، وَاجْعَلِ الْحَيَاةَ زِيَادَةً لِي فِي كُلِّ خَيْرٍ، وَاجْعَلِ الْمَوْتَ رَاحَةً لِي مِنْ كُلِّ شَرٍّ. اَللّٰهُمَّ لَا تَدَعْ لَنَا فِي مَقَامِنَا هٰذَا ذَنْبًا إِلَّا غَفَرْتَهُ، وَلَا هَمًّا إِلَّا فَرَّجْتَهُ، وَلَا كَرْبًا إِلَّا نَفَّسْتَهُ، وَلَا دَيْنًا إِلَّا قَضَيْتَهُ، وَلَا مَرِيضًا إِلَّا شَفَيْتَهُ، وَلَا مَيِّتًا إِلَّا رَحِمْتَهُ، وَلَا ضَالًّا إِلَّا هَدَيْتَهُ، وَلَا مُبْتَلًى إِلَّا عَافَيْتَهُ، وَلَا مُجَاهِدًا فِي سَبِيلِكَ إِلَّا نَصَرْتَهُ، وَلَا عَدُوًّا لِلدِّينِ إِلَّا خَذَلْتَهُ، وَلَا حَاجَةً مِنْ حَوَائِجِ الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ هِيَ لَكَ رِضًا وَلَنَا فِيهَا صَلَاحٌ إِلَّا قَضَيْتَهَا وَيَسَّرْتَهَا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. اَللّٰهُمَّ يَسِّرْ أُمُورَنَا، وَاشْرَحْ صُدُورَنَا، وَنَوِّرْ قُلُوبَنَا، وَأَحْسِنْ خَوَاتِمَ أَعْمَالِنَا. اَللّٰهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ. رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا، وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً، إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ. رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا، وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا، وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ. اَللّٰهُمَّ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ، ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ.
Allah’ım! Bütün hamdler sanadır. Her türlü kemâl sıfatı senindir. Her türlü celâl sıfatı sendedir. Yüceltilmeye tek layık olan sensin. Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin. Allah’ım! Sen “Bana dua edin, duanıza icâbet edeyim.” buyurdun. Sen asla vaadinden dönmezsin. Bana Müslüman olmayı nasip ettiğin gibi Müslüman kalmayı, Müslüman olarak ölmeyi de nasip eyle. Rabbimiz! Nurumuzu tamamla. Bizi bağışla; şüphesiz, senin her şeye hakkıyla gücün yeter. Allah’ım! Beni, misafirlerinin en iyilerinden kıl. Ey âlemlerin Rabbi! Sana kavuşuncaya kadar beni istikametten ayırma. Allah’ım! Dinî-dünyevi hayatım için, ailem ve malım için senden af, afiyet ve iffet diliyorum. Allah’ım! Ayıplarımı ve kusurlarımı ört. Korkularımı gider. Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelecek tehlikelere karşı beni koru. Ansızın gelecek musibetten de sana sığınırım. Allah’ım! Benim için bir sığınak olan dinî hayatımı ıslah eyle. İçinde hayatımı sürdürdüğüm dünyamı benim için yararlı kıl. Dönüp varacağım yer olan âhiret hayatımın her bakımdan güzel olmasını nasip et. Allah’ım! Bütün hayırların fazlasıyla olduğu bir hayat lütfet. Ölümü, benim için her kötülükten bir sığınak, bir huzur kapısı eyle. Allah’ım! Bulunduğumuz bu yerde bizim için bağışlanmadık günah, giderilmedik üzüntü, aşılmadık sıkıntı, ödenmedik borç, şifaya kavuşmamış hastalık bırakma. Rahmetine mazhar olmamış mevta, doğru yola eriştirmediğin bir asi, derdine derman bulunmamış bir tek kulunu bırakma Allah’ım. Allah’ım! Senin yolunda cihad edenlere yardımını esirgemediğin bir mücahid bırakma. İslam’a düşman olup da rezil etmediğin kimse de bırakma. Düşmanlarımızı perişan eyle. Senin rızana uygun olup bizim için yararlı bulunan bütün ihtiyaçlarımızı karşıla ve kolay kıl. İşlerimizi kolaylaştır. Gönüllerimizi aç. Kalplerimizi nurlandır. İşlerimizi hayırla sonuçlandır. Allah’ım! Rahmetini istiyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma. Bütün hareket ve tavırlarımı düzelt. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi saptırma. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen, çok bahşedensin. Rabbimiz! Günahlarımızdan ve işimizdeki aşırılıklardan ötürü bizi bağışla, sebatımızı arttır, kâfir topluluğa karşı bize yardım et. Ey kalpleri çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzerinde sabit kıl.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.48-49-50
Sa'y Duaları
1. Sa'y Niyeti Duası
اَللّٰهُمَّ إِنِّي أُرِيدُ سَعْيَ الْعُمْرَةِ فَيَسِّرْهُ لِي وَتَقَبَّلْهُ مِنِّي
Allâhümme innî ürîdü sa'ye'l-umrati fe yessirhü lî ve tekabbelhü minnî.
Allah’ım! Umrenin sa‘yini yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylaştır ve benden kabul eyle.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.8
2. Sa'y 1. Şavt Duası (Safa-Merve)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. اَللّٰهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا، وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ كَثِيرًا، وَسُبْحَانَ اللّٰهِ بُكْرَةً وَأَصِيلًا. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنْتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ. رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا أُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ، وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَا، إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ اللّٰهُ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ، عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ. وَأَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا سَأَلَكَ عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ مِنْهُ عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً تُصْلِحُ بِهَا شَأْنِي فِي الدَّارَيْنِ، وَارْحَمْنِي رَحْمَةً أَسْعَدُ بِهَا فِي الدَّارَيْنِ، وَتُبْ عَلَيَّ تَوْبَةً نَصُوحًا لَا أَنْكُثُهَا أَبَدًا، وَأَلْزِمْنِي الِاسْتِقَامَةَ لَا أَزِيغُ عَنْهَا أَبَدًا. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ، أَنْجَزَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ، وَلَا نَعْبُدُ إِلَّا إِيَّاهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Allah en büyüktür, pek büyüktür; Allah’a çokça hamd olsun; sabah akşam Allah’ı tesbih ederim. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O, tektir. Hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. Hayat veren de hayata son veren de O’dur. Hayır, ancak O’nun elindedir. O, her şeye gücü yetendir. Ey Rabbimiz, ibadetimizi kabul eyle. Şüphesiz ki sen, işiten ve bilensin. Ey Rabbimiz! Bizi sana teslimiyetle bağlanan Müslümanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslimiyetle bağlı kalacak bir Müslüman nesil nasip eyle. Ey Rabbimiz! Sana doğru şekilde nasıl ibadet edeceğimizi bize göster, tövbemizi kabul et. Şüphesiz tövbeleri kabul eden, merhameti bol olan yalnız sensin. Rabbim! Bizi bağışla, bize merhamet et, kereminle bizi affet. Bilmediklerimizi de bilinmeyenleri de sen biliyorsun, kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru. Allah’ım! Senden; bildiğim ve bilmediğim, geçmiş ve gelecekteki tüm hayırları niyaz ediyorum. Bildiğim ve bilmediğim, geçmiş ve gelecekteki tüm şerlerden de sana sığınıyorum. Senden cenneti ve ona ulaştıracak her türlü söz ve ameli bana nasip etmeni diliyorum. Cehennemden ve ona götürecek her türlü söz ve amelden de sana sığınıyorum. Allah’ım! Kulun ve elçin Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) senden istediği bütün hayırlardan ben de istiyorum. Kulun ve elçin Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) sana sığındığı bütün şerlerden ben de sana sığınıyorum. Allah’ım! Bana öyle bir bağışlanma nasip et ki iki cihanda da halimi düzeltsin. Bana öyle bir rahmet et ki iki cihanda da beni mutlu etsin. Öyle içten bir tövbe nasip et ki onu bir daha ebediyen bozmayayım. Bana öyle bir istikamet ver ki ebediyen bu yoldan sapmayayım. Sözünü yerine getiren, kuluna yardım eden, tek başına düşmanlarını hezimete uğratan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Allah’tan başka ilah yoktur. Kâfirlerin hoşlarına gitmese de bizler ancak ihlasla ve içten bir dindarlıkla Allah’a bağlanarak O’na kulluk ederiz. Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir; dolayısıyla hac veya umre yaparak Beytullah’ı ziyaret eden bir kimsenin bu yerleri tavaf etmesinde kendisi için bir günah yoktur. Kim gönüllü bir iyilik yaparsa bilsin ki Allah iyiliği mükâfatıyla karşılayan ve çok iyi bilendir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.60-66
3. Sa'y 2. Şavt Duası (Merve-Safa)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الْفَرْدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ. رَبَّنَا آمَنَّا بِمَا أَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدِينَ. رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيمَانِ أَنْ آمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا، رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ. رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ، وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ، إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ. اَللّٰهُمَّ عَافِنِي فِي بَدَنِي، اَللّٰهُمَّ عَافِنِي فِي سَمْعِي، اَللّٰهُمَّ عَافِنِي فِي بَصَرِي، لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ. اَللّٰهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، وَاحْفَظْنِي مِنْ بَيْنِ يَدَيَّ وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينِي وَعَنْ شِمَالِي، وَمِنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِكَ اَللّٰهُمَّ مِنْ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتِي. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْنِي مِنَ الَّذِينَ إِذَا أَحْسَنُوا اسْتَبْشَرُوا، وَإِذَا أَسَاؤُوا اسْتَغْفَرُوا. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ، أَنْجَزَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ الْأَحْزَابَ وَحْدَهُ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Kendisinden başka ilah olmayan Allah, Vâhid’dir, Ehad’dir, Ferd’dir, Sâmed’dir, doğmamış ve doğurmamıştır, hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir. Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve iman ettik, peygambere tâbi olduk; artık bizi şahitlerle beraber yaz. Rabbimiz! Doğrusu biz “Rabbinize inanın!” diyerek, imana çağıran bir davetçiyi işitip iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi sil ve bize iyilerin ölümünü nasip et. Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığıyla bize vadettiklerini ver bize; kıyamet gününde bizi rezil etme. Sen asla sözünden caymazsın. Allah’ım! Gizli ve açık geçmişte işlediğim, gelecekte işleyebileceğim ve senin benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı bağışla. Öne geçiren de geri bırakan da sensin. Senin her şeye gücün yeter. Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Allah’ım! Bedenime sağlık ve afiyet ver. Allah’ım! Kulağıma sağlık ve afiyet ver. Allah’ım! Gözüme sağlık ve afiyet ver. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Allah’ım! Ayıplarımı ört, korktuklarımdan emin eyle. Beni önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan ve üstümden gelebilecek her türlü tehlikeye karşı muhafaza buyur. Allah’ım! Ansızın gelecek musibetten de sana sığınırım. Rabbim, beni iyilikte bulunduğumda senin mükâfatına mazhar olan; hata ve kusur işlediğimde ise hatasını fark edip mağfiretini talep eden kullarından kıl. Rabbim! Bizi bağışla, bize merhamet et, kereminle bizi affet. Bilmediklerimizi de kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen, güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O, tektir. Hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. Hayat veren de hayata son veren de O’dur. Hayır, ancak O’nun elindedir. O, her şeye gücü yetendir. Sözünü yerine getiren, kuluna yardım eden, tek başına düşmanlarını hezimete uğratan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir; dolayısıyla hac veya umre yaparak Beytullah’ı ziyaret eden bir kimsenin bu yerleri tavaf etmesinde kendisi için bir günah yoktur. Kim gönüllü bir iyilik yaparsa bilsin ki Allah iyiliği mükâfatıyla karşılayan ve çok iyi bilendir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.67-73
4. Sa'y 3. Şavt Duası (Safa-Merve)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الْفَرْدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا، وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ وَلِيٌّ مِنَ الذُّلِّ، وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا. اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ، وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ اللّٰهُ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. رَبِّ هَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً، إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاءِ. رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي، رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ. فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ، أَنْتَ وَلِيِّي فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ، تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا. اَللّٰهُمَّ أَسْأَلُكَ حُبَّكَ، وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ، وَحُبَّ عَمَلٍ يُقَرِّبُنِي إِلَى حُبِّكَ. اَللّٰهُمَّ حَبِّبْ إِلَيْنَا الْإِيمَانَ وَزَيِّنْهُ فِي قُلُوبِنَا، وَكَرِّهْ إِلَيْنَا الْكُفْرَ وَالْفُسُوقَ وَالْعِصْيَانَ، وَاجْعَلْنَا مِنَ الرَّاشِدِينَ. اَللّٰهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، خَلَقْتَنِي وَأَنَا عَبْدُكَ، وَأَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَوَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَيَّ، وَأَبُوءُ لَكَ بِذَنْبِي، فَاغْفِرْ لِي، فَإِنَّهُ لَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Kendisinden başka ilah olmayan Allah, Vâhid’dir, Ehad’dir, Ferd’dir, Sâmed’dir, doğmamış ve doğurmamıştır, hiçbir şey ona denk ve benzer değildir. Hükümranlığında hiçbir ortağa ve bir yardımcıya ihtiyacı yoktur. O’nu tekbir ettikçe et. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. Rabbim! Bizi bağışla, bize merhamet et, kereminle bizi affet. Bilmediklerimizi de kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen gerçek güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de güzellikler ver ve bizi cehennem azabından koru. Rabbim! Bana tarafından temiz bir nesil ihsan eyle! Kuşkusuz sen duayı işitensin. Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namazı devamlı kılanlardan eyle; Rabbimiz! Duamı kabul et. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da âhirette de beni yönetip himaye eden sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat! Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla. Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet et. Allah’ım! Bana, seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve sana yaklaştıracak her türlü iş ve davranışı sevmeyi nasip et. Allah’ım! İmanı bize sevdir. Onu bizim kalbimize nakşet. Küfrü, fasıklığı ve isyanı bize çirkin göster. Onu bizden uzaklaştır. Bizi doğru yolda olanlardan eyle. Allah’ım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hiçbir ilah yoktur. Beni yaratan sensin, ben senin kulunum. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve ahdime bağlı kalacağım, işlediğim günahların şerrinden sana sığınıyorum. İhsan ettiğin nimetleri ikrar ediyorum, günahlarımı da itiraf ediyorum. Beni affet; çünkü senden başka hiç kimse günahları affedemez. Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir; dolayısıyla hac veya umre yaparak Beytullah’ı ziyaret eden bir kimsenin bu yerleri tavaf etmesinde kendisi için bir günah yoktur. Kim gönüllü bir iyilik yaparsa bilsin ki Allah iyiliği mükâfatıyla karşılayan ve çok iyi bilendir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.74-80
5. Sa'y 4. Şavt Duası (Merve-Safa)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ الْمُبِينُ، مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ صَادِقُ الْوَعْدِ الْأَمِينُ. اَللّٰهُمَّ أَحْيِنِي عَلَى سُنَّةِ نَبِيِّكَ، وَتَوَفَّنِي عَلَى مِلَّتِهِ، وَأَعِذْنِي مِنْ مُضِلَّاتِ الْفِتَنِ. سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا اَللّٰهُ. سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا اَللّٰهُ. سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا اَللّٰهُ. سُبْحَانَكَ مَا أَعْلَى شَأْنَكَ يَا اَللّٰهُ. سُبْحَانَ اللّٰهِ عَدَدَ خَلْقِهِ. سُبْحَانَ اللّٰهِ رِضَا نَفْسِهِ. سُبْحَانَ اللّٰهِ زِنَةَ عَرْشِهِ. سُبْحَانَ اللّٰهِ مِدَادَ كَلِمَاتِهِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ كَمَا هَدَيْتَنِي لِلْإِسْلَامِ أَنْ لَا تَنْزِعَهُ مِنِّي حَتَّى تَتَوَفَّانِي عَلَيْهِ وَأَنَا مُسْلِمٌ. اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ فِي قَلْبِي نُورًا، وَفِي لِسَانِي نُورًا، وَفِي بَصَرِي نُورًا، وَفِي سَمْعِي نُورًا، وَعَنْ يَمِينِي نُورًا، وَعَنْ يَسَارِي نُورًا، وَمِنْ فَوْقِي نُورًا، وَمِنْ تَحْتِي نُورًا، وَمِنْ أَمَامِي نُورًا، وَمِنْ خَلْفِي نُورًا، وَاجْعَلْ لِي فِي نَفْسِي نُورًا. اَللّٰهُمَّ انْفَعْنِي بِمَا عَلَّمْتَنِي، وَعَلِّمْنِي مَا يَنْفَعُنِي، وَارْزُقْنِي عِلْمًا تَنْفَعُنِي بِهِ. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي ذَنْبِي، وَوَسِّعْ لِي فِي رِزْقِي، وَبَارِكْ لِي فِيمَا رَزَقْتَنِي. اَللّٰهُمَّ أَحْسِنْ عَاقِبَتَنَا فِي الْأُمُورِ كُلِّهَا، وَأَجِرْنَا مِنْ خِزْيِ الدُّنْيَا وَعَذَابِ الْآخِرَةِ. اَللّٰهُمَّ طَهِّرْ قَلْبِي مِنَ النِّفَاقِ، وَعَمَلِي مِنَ الرِّيَاءِ، وَلِسَانِي مِنَ الْكَذِبِ، وَعَيْنِي مِنَ الْخِيَانَةِ، فَإِنَّكَ تَعْلَمُ خَائِنَةَ الْأَعْيُنِ وَمَا تُخْفِي الصُّدُورُ. اَللّٰهُمَّ ارْحَمْنِي بِتَرْكِ الْمَعَاصِي أَبَدًا مَا أَبْقَيْتَنِي، وَارْحَمْنِي أَنْ أَتَكَلَّفَ مَا لَا يَعْنِينِي، وَارْزُقْنِي حُسْنَ النَّظَرِ فِيمَا يُرْضِيكَ عَنِّي. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Apaçık hak ve hükümran olan Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed, sözünde sadık ve güvenilir olan Allah’ın Resûlüdür. Allah’ım! Bana peygamberinin sünneti üzere yaşamayı ve onun dini üzere sana kavuşmayı nasip et. Fitnelerin yoldan çıkarmasından beni muhafaza et. Allah’ım! Sen yüceler yücesisin, seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Şanın o kadar büyük ki sana yakışır şekilde hakkıyla ibadet edemedik, Allah’ım! Seni hakkıyla zikredemedik, Allah’ım! Sana hakkıyla şükredemedik. Allah’ım! Senin şanın ne yücedir! Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Yarattıkları adedince Sübhanallah, Rızası sayısınca Sübhanallah, Arşı ağırlığınca Sübhanallah, Kelimeleri sayısınca Sübhanallah. Allah’ım! Bana hidayeti nasip ettin. Bu nimeti benden geri alma. Müslüman olarak yaşamayı, Müslüman olarak ölmeyi bana nasip eyle. Allah’ım! Kalbimi, dilimi, gözümü ve kulağımı nurunla aydınlat. Allah’ım! Sağımı-solumu, önümü-ardımı, üzerimi- altımı nurunla aydınlat. Allah’ım! Tüm bedenimi, nefsimi, ruhumu nurunla aydınlat. Allah’ım! Bana öğrettiklerini benim için yararlı kıl ve bana yararlı olan şeyleri öğrenmeyi lütfet. Bana faydalı olacak ilim nasip et. Allah’ım! Günahlarımı bağışla, rızkımı bereketlendir. Bana nasip ettiğin rızıkları hakkımda hayırlı kıl. Allah’ım! Bütün işlerimizin sonucunu güzel eyle. Bizi dünya perişanlığından ve âhiret azabından koru. Allah’ım! Kalbimi nifaktan, amelimi riyadan, dilimi yalandan, gözümü hıyanetten arındır. Çünkü sen, gözlerin hain bakışlarını ve kalplerin gizlediklerini bilirsin. Allah’ım! Hayatım boyunca bana günahları terk ettirerek rahmetini göster. Allah’ım! Beni ilgilendirmeyen şeylere dalarak bunların yükünü çekmekten rahmetinle beni kurtar. Allah’ım! Senin razı olduğun rızanı kazandıracak şeyleri güzel görmeyi nasip eyle. Rabbim! Bizi bağışla, bize merhamet et, kereminle bizi affet. Bilmediklerimizi de kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen, güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir; dolayısıyla hac veya umre yaparak Beytullah’ı ziyaret eden bir kimsenin bu yerleri tavaf etmesinde kendisi için bir günah yoktur. Kim gönüllü bir iyilik yaparsa bilsin ki Allah iyiliği mükâfatıyla karşılayan ve çok iyi bilendir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.81-87
6. Sa'y 5. Şavt Duası (Safa-Merve)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْحَكِيمُ الْكَرِيمُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْبَدِيعُ الْعَلِيمُ، سُبْحَانَ اللّٰهِ رَبِّ السَّمٰوَاتِ السَّبْعِ وَرَبِّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ، إِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا. أَنْتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ. وَاكْتُبْ لَنَا فِي هٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ، إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ. لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ. رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ. رَبَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ. رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ، وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ، وَاجْعَلْنِي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ، وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ، يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ، إِلَّا مَنْ أَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ. رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ. رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا، وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ. رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا، وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي جَمِيعَ مَا أَسْلَفْتُهُ، وَاعْصِمْنِي فِيمَا بَقِيَ، وَارْزُقْنِي عَمَلًا صَالِحًا تَرْضَى بِهِ عَنِّي، يَا ذَا الْفَضْلِ الْعَظِيمِ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Yüce ve büyük Allah’tan başka ilah yoktur. Kendisinden başka ilah olmayan Allah, hakîmdir, kerimdir, yoktan var eden ve her şeyi bilendir. Yedi kat gökyüzünün ve yüce arşın Rabbi olan Allah’ı her türlü noksanlıktan tesbih ve tenzih ederim. Rabbim! Bizi bağışla, bize merhamet et, kereminle bizi affet. Bilmediklerimizi biliyorsun, kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Rabbimiz! Bizi cehennem azabından uzak tut; çünkü onun azabı bitip tükenme bilmez. Sen bizim velimizsin, sahibimizsin. Artık bizi bağışla ve bize merhamet eyle. Sen bağışlayanların en hayırlısısın. Bize bu dünyada da âhirette de iyilik yaz. Şüphesiz biz sana yöneldik. Allah’ım senden başka ilah yoktur. Her türlü eksiklikten seni tenzih ederim. Kuşkusuz ben, zalimlerden oldum. Rabbim! Bağışla, merhamet et. Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Rabbim! İlmimi artır ve beni salihlerden eyle. Rabbimiz! Biz inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın. Rabbim! Bana hikmet bahşet ve beni salih kullarının arasına kat. Gelecek nesiller arasında iyilikle anılmayı bana nasip eyle. Beni, Naîm cennetine girenlerden eyle. Huzuruna temiz bir kalple gelenlerden eyle. Malın ve çocukların fayda vermeyeceği diriliş gününde beni mahcup eyleme Allah’ım. Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, mutlaka hüsrana uğrayanlardan olacağız. Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin. Rabbimiz! Günahlarımızdan ve işimizdeki aşırılıklardan ötürü bizi bağışla, sebatımızı arttır, kâfir topluluğa karşı bize yardım et. Allah’ım! Geçmişte işlediğim tüm günahlarımı bağışla. Ömrümün geriye kalan kısmında da beni günah işlemekten muhafaza buyur. Bana, razı olacağın tertemiz ameller yapmayı nasip eyle, ey yüce lütuf sahibi Allah’ım. Şüphesiz Safa ve Merve, Allah’ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kâbe’yi ziyaret eder ve onları da tavaf ederse, bunda bir günah yoktur. Her kim gönlünden koparak bir hayır işlerse, şüphesiz onu Allah bilir, karşılığını verir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.88-95
7. Sa'y 6. Şavt Duası (Merve-Safa)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. اَللّٰهُمَّ فَاطِرَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ، عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَشَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّكِّ وَالشِّرْكِ، وَالنِّفَاقِ وَالشِّقَاقِ، وَسُوءِ الْأَخْلَاقِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْإِثْمِ، وَمِنْ عَذَابِ النَّارِ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْغِنَى وَفِتْنَةِ الْفَقْرِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ جَهْدِ الْبَلَاءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ، وَسُوءِ الْقَضَاءِ، وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ، وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ، وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ، وَجَمِيعِ سَخَطِكَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَمِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَمِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَالْقَسْوَةِ وَالْغَفْلَةِ، وَالذِّلَّةِ وَالْمَسْكَنَةِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ يَوْمِ السُّوءِ، وَمِنْ لَيْلَةِ السُّوءِ، وَمِنْ سَاعَةِ السُّوءِ، وَمِنْ صَاحِبِ السُّوءِ، وَمِنْ جَارِ السُّوءِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, görünen âlemi de gaybı da bilen, her şeyin Rabbi ve sahibi olan Allah’ım, senden başka hiçbir ilâh olmadığına şehadet ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın şerrinden ve şirkinden sana sığınırım. Allah’ım! Şüpheden, şirkten, nifaktan, İslam’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten ve kötü ahlâktan sana sığınırım. Allah’ım! Günahtan, cehennem azabından, kabir azabından, zenginliğin ve fakirliğin fitnesinden sana sığınırım. Allah’ım! Çekilmez beladan, isyana düşmekten, hakkımda vereceğin hükmün kötü olmasından ve düşmanları sevindirecek musibetlerden sana sığınırım. Allah’ım! Verdiğin nimetlerin son bulmasından, verdiğin sağlık ve afiyetin gitmesinden, azabının ansızın gelmesinden ve her türlü gazabından sana sığınırım. Allah’ım! Günaha sürüklenmekten ve borç yükü altına girmekten sana sığınırım. Allah’ım! Sıkıntıdan, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, kalbin katılığından, gafletten, zilletten, yoksulluk ve miskinlikten sana sığınırım. Allah’ım! Gündüzün kötülüğünden, gecenin kötülüğünden, zorlayıcı anlardan, bana zarar verecek dostlardan ve huzurumu kaçıracak komşulardan sana sığınıyorum. Allah’ım! Zulmetmekten de zulme uğramaktan da sana sığınırım. Rabbim! Bağışla, merhamet et, kereminle affet. Bilmediklerimizi de kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen, güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. O, tektir. Hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur. Hamd O’na mahsustur. Hayat veren de hayata son veren de O’dur. Hayır, ancak O’nun elindedir. O, her şeye gücü yetendir. Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir; dolayısıyla hac veya umre yaparak Beytullah’ı ziyaret eden bir kimsenin bu yerleri tavaf etmesinde kendisi için bir günah yoktur. Kim gönüllü bir iyilik yaparsa bilsin ki Allah iyiliği mükâfatıyla karşılayan ve çok iyi bilendir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.96-101
8. Sa'y 7. Şavt Duası (Safa-Merve)
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمِ. اَللّٰهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلَا يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ. رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ، وَاعْفُ وَتَكَرَّمْ، وَتَجَاوَزْ عَمَّا تَعْلَمُ، إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا لَا نَعْلَمُ، إِنَّكَ أَنْتَ الْأَعَزُّ الْأَكْرَمُ. رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً، وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ. اَللّٰهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ، إِنَّكَ تَقْضِي وَلَا يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لَا يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، وَلَا يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ، فَلَكَ الْحَمْدُ عَلَى مَا قَضَيْتَ، نَسْتَغْفِرُكَ وَنَتُوبُ إِلَيْكَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ قَلْبًا سَلِيمًا، وَلِسَانًا صَادِقًا. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الصِّحَّةَ وَالْعِفَّةَ وَالْأَمَانَةَ، وَحُسْنَ الْخُلُقِ وَالرِّضَى بِالْقَدَرِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ فِعْلَ الْخَيْرَاتِ، وَتَرْكَ الْمُنْكَرَاتِ، وَحُبَّ الْمَسَاكِينِ، وَأَنْ تَتُوبَ عَلَيَّ، وَتَغْفِرَ لِي وَتَرْحَمَنِي. اَللّٰهُمَّ زِدْنِي عِلْمًا، وَلَا تُزِغْ قَلْبِي بَعْدَ أَنْ هَدَيْتَنِي، وَهَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ. رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ، وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ، وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ. رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ، فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَنْ يَطَّوَّفَ بِهِمَا، وَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَإِنَّ اللّٰهَ شَاكِرٌ عَلِيمٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Azîm ve Halîm olan Allah’tan başka ilah yoktur. Göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Kerîm arşın Rabbi olan Allah’tan başka ilah yoktur. Allah’ım! Senin verdiğine kimse engel olamaz, vermediğini de kimse veremez. Hiçbir iyilik sahibi kendiliğinden faydalı olamaz; zira iyilik sendendir. Rabbim! Bizi bağışla, bize merhamet et, kereminle bizi affet. Bilmediklerimizi de kusurlarımızı da sen biliyorsun, onları affet. Çünkü sen, güç ve kerem sahibisin. Rabbimiz! Bize dünyada da âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru. Allah’ım, hidayete erdirdiklerinle beraber beni de hidayete erdir. Sıhhat ve afiyet verdiklerinle beraber bana da afiyet ver. Himaye ettiğin kimseler gibi beni de himaye et. Bana verdiğin nimetleri bereketlendir. Verdiğin hükmün şerrinden beni koru. Hükmü sen verirsin, senin üstüne hüküm verecek kimse yoktur. Senin dost olduğun kimse asla zelil olmaz. Sana düşman olan ise asla aziz olmaz. Sen çok yüce ve çok üstünsün. Verdiğin hükümlerden dolayı hamd sana mahsustur. Senden bağışlanma diliyor ve sana tövbe ediyoruz. Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik niyaz ediyorum. Allah’ım! Senden dosdoğru selim bir kalp ve doğru söyleyen sadık bir lisan niyaz ediyorum. Allah’ım! Senden sıhhat, iffet, emanet, güzel ahlak ve kadere razı olmayı istiyorum. Allah’ım! Bana kötülükleri terk etmeyi, hayırlı işler ile meşgul olmayı, yoksulları sevmeyi, beni bağışlamanı ve bana merhamet etmeni niyaz ediyorum. Rabbim! İlmimi ve anlayışımı artır. Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok ki lütfu bol olan yalnız sensin. Ey Rabbim! Gerek bana gerekse anne babama verdiğin nimete şükretmeye ve hoşnut olacağın salih ameller yapmaya beni muvaffak kıl. Rahmetinle beni iyi kullarının arasına kat. Rabbim! Anne babam nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse şimdi sen de onlara merhamet göster. Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve müminleri bağışla. Safâ ile Merve Allah’ın nişânelerindendir; dolayısıyla hac veya umre yaparak Beytullah’ı ziyaret eden bir kimsenin bu yerleri tavaf etmesinde kendisi için bir günah yoktur. Kim gönüllü bir iyilik yaparsa bilsin ki Allah iyiliği mükâfatıyla karşılayan ve çok iyi bilendir.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.102-108
9. Sa’yden Sonra Merve’de Okunacak Dua
اَللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ، لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ، اَللّٰهُ أَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ. اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ قُلْتَ: «اُدْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ»، وَإِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ، وَإِنِّي أَسْأَلُكَ كَمَا هَدَيْتَنِي لِلْإِسْلَامِ أَنْ لَا تَنْزِعَهُ مِنِّي حَتَّى تَتَوَفَّانِي وَأَنَا مُسْلِمٌ. اَللّٰهُمَّ أَسْأَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فِي دِينِي وَدُنْيَايَ وَأَهْلِي وَمَالِي. اَللّٰهُمَّ قَنِّعْنِي بِمَا رَزَقْتَنِي، وَبَارِكْ لِي فِيهِ، وَاخْلُفْ عَلَيَّ كُلَّ غَائِبَةٍ لِي بِخَيْرٍ. اَللّٰهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا أَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، أَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلَاهَا. اَللّٰهُمَّ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ، ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَالسَّلَامَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ، وَالْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ، وَالنَّجَاةَ مِنَ النَّارِ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ وَالْغِنَى. اَللّٰهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ، مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ. اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ وَمَا قَرَّبَ إِلَيْهَا مِنْ قَوْلٍ أَوْ عَمَلٍ. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. رَبَّنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْمًا، فَاغْفِرْ لِلَّذِينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَبِيلَكَ، وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ، رَبَّنَا وَأَدْخِلْهُمْ جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدْتَهُمْ، وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ، إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ. وَقِهِمُ السَّيِّئَاتِ، وَمَنْ تَقِ السَّيِّئَاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُ. اَللّٰهُمَّ أَلِّفْ بَيْنَ قُلُوبِنَا، وَأَصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا، وَاهْدِنَا سُبُلَ السَّلَامِ، وَنَجِّنَا مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ، وَجَنِّبْنَا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ. اَللّٰهُمَّ ابْسُطْ عَلَيْنَا مِنْ بَرَكَاتِكَ وَرَحْمَتِكَ وَفَضْلِكَ وَرِزْقِكَ. اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَتُبْ عَلَيْنَا، إِنَّكَ أَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحِيمُ. اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
Allah en büyüktür, Allah en büyüktür. Allah’tan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür, Allah en büyüktür ve hamd yalnız Allah’a mahsustur. Allah’ım! Sen “Bana dua edin, duanıza icâbet edeyim” buyurdun. Sen asla vaadinden dönmezsin. Allah’ım! Bana hidayeti nasip ettin. Bu nimeti benden geri alma. Müslüman olarak yaşamayı, Müslüman olarak ölmeyi bana nasip eyle. Allah’ım! Senden af diliyorum. Dinî ve dünyevi hayatıma, aileme ve malıma afiyet ve esenlik niyaz ediyorum. Allah’ım! Bana lütfettiğin rızık ile beni kanaatkâr kıl ve verdiğin rızkı bereketli eyle. Elde edemediğim her hayrın yerini daha hayırlı bir şekilde doldur. Allah’ım! Bana takva ver ve beni kusur ve günahlardan arındır. Kuşkusuz günahlardan arındıracak olan sensin. Sen benim sahibim ve Mevla’msın. Ey kalpleri çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl. Allah’ım senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her türlü günahtan uzak durmayı, bütün iyilikleri işlemeyi, cennete kavuşup cehennemden kurtulmayı nasip etmeni niyaz ediyorum. Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik vermeni niyaz ediyorum. Allah’ım! Zatını zikretme, zatına şükretme ve sana güzelce ibadet etmede bana yardım et. Allah’ım! Bana, bildiğim bilmediğim bütün iyilikleri vermeni niyaz ediyorum. Bildiğim bilmediğim bütün kötülüklerden de sana sığınıyorum. Allah’ım! Cenneti ve beni cennete ulaştıracak her türlü söz ve davranışı nasip etmeni niyaz ediyorum. Cehennemden ve beni ona yaklaştıracak her türlü söz ve davranıştan da sana sığınıyorum. Allah’ım! Gizli ve açık geçmişte işlediğim, gelecekte işleyebileceğim ve senin benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı bağışla. Öne geçiren de geri bırakan da sensin. Senin her şeye gücün yeter. Ey Rabbimiz! Sen, rahmetin ve ilminle her şeyi kuşattın. Tövbe edenleri ve yolundan gidenleri bağışla, cehennem azabından koru! Onları, babalarını, eşlerini ve soylarından iyi olanları kendilerine vadettiğin Adn cennetine koy. Şüphesiz sen, mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin. Onları kötü akıbetten koru. O gün sen kimi kötü sonuçlardan korumuşsan onu rahmetine mazhar kılmışsın demektir. Allah’ım! Kalplerimizin arasına ülfet ver, aramızı düzelt. Bizi selamet yoluna ilet. Bizi karanlıklardan kurtarıp aydınlığa kavuştur. Bizi gizli ve açık bütün kötülük ve günahlardan koru. Allah’ım! Bereketini, rahmetini, iyilik ve rızkını üzerimize yağdır. Allah’ım! Bizi bağışla. Bize merhamet et ve tövbelerimizi kabul eyle. Şüphesiz sen tövbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edensin. Allah’ım! Hz. İbrahim ve ailesine rahmet ettiğin gibi Efendimiz Hz. Muhammed ve ailesine de rahmet et. Sen övgüye layıksın, şanı yüce olansın. Hz. İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi Efendimiz Hz. Muhammed ve ailesini de mübarek kıl. Sen övgüye layıksın, şanı yüce olansın.
Kaynak: Dua geleneği — Diyanet, Hac ve Umre Duaları (2026) s.109-116
Namaz Duaları
1. Sübhaneke
سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالٰى جَدُّكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ
Sübhâneke’llâhümme ve bi hamdik. Ve tebâra-k’esmük. Ve te’âlâ ceddük. Ve lâ ilâhe ğayrük.
Allah'ım! Sen'i tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senin adın mübarektir, şanın yücedir. Senden başka ilâh yoktur.
Kaynak: Hadis — Ebû Dâvûd 775; Tirmizî 242
2. Fatiha Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ ١ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَۙ ٢ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِۙ ٣ مَالِكِ يَوْمِ الدّٖينِۜ ٤ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُۜ ٥ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَۙ ٦ صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖينَ ٧
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Elhamdülillâhi Rabbi’l-‘âlemîn. Er-Rahmâni’r-Rahîm. Mâliki yevmi’d-dîn. İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în. İhdine’s-sırâta’l-müstekîm. Sırâta’l-lezîne en’amte ‘aleyhim ğayri’l-meğdûbi ‘aleyhim ve le’d-dâllîn.
(1) Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (2-4) Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. (5) (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 1:1-7 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
3. Tahiyyat (Et-tehiyyatü)
اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Ettehıyyâtü lillâhi ve’s-salevâtü ve’t-tayyibâtü esselâmü ‘aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâtühû esselâmü ‘aleynâ ve ‘alâ ‘ıbâdi’l-lâhi’s-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.
Dil ile, beden ile ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'a mahsustur. Ey Peygamber! Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm bize ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.
Kaynak: Hadis — Buhârî 6265
4. Salli - Barik
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى إِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلٰى إِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve ‘alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte ‘alâ İbrahîme ve ‘alâ âli İbrahîm. İnneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik ‘alâ Muhammedin ve ‘alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte ‘alâ İbrahime ve ‘alâ âli İbrahim. İnneke hamîdün mecîd.
Allah'ım! İbrahim'e ve ailesine rahmet ettiğin gibi, Muhammed'e ve ailesine de rahmet eyle. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın ve şan sahibisin. Allah'ım! İbrahim'e ve ailesine bereket verdiğin gibi, Muhammed'e ve ailesine de bereket ver. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın ve şan sahibisin.
Kaynak: Hadis — Buhârî 3370
5. Kunut Duaları
اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَنَسْتَهْدِيكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ وَنُثْنِي عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلَا نَكْفُرُكَ وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ. اَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ وَاِلَيْكَ نَسْعٰى وَنَحْفِدُ نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَنَخْشٰى عَذَابَكَ اِنَّ عَذَابَكَ بِالْكُفَّارِ مُلْحِقٌ
Allahümme innâ neste’înüke ve nesteğfiruke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsnî ‘aleyke’l-hayra küllehû neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahle’u ve netrukü men yefcürük. Allâhümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ ‘azâbeke inne ‘azâbeke bi’l-küffâri mülhık.
Allah'ım! Senden yardım dileriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni dileriz. Sana inanır, sana tövbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek Sen'i hayır ile överiz, sana şükrederiz, sakın nankörlük etmeyiz. Sana karşı geleni bırakır, onu terk ederiz. Allah'ım! Biz yalnız Sana kulluk ederiz. Namazı yalnız Senin için kılar, yalnız Sana secde ederiz. Yalnız Sana koşar ve Sana yaklaştıracak şeyleri yapmaya çalışırız. Rahmetinin devamını diler, azabından korkarız. Şüphesiz Senin azabın kafirlere ulaşacaktır.
Kaynak: Dua geleneği — Hanefî kunut duası (Diyanet)
6. Rabbenâ Âtinâ
رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ رَبَّـنَا اغْفِرْ لٖي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُࣖ
Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhirati haseneten ve kınâ ‘azâbe’n-nâr. Rabbenağfirlî ve li vâlideyye ve lil-mü’minîne yevme yekûmü’l-hısâb.
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru. Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:201 · 14:41 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
7. Ayet-el Kürsi
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَىُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذٖى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظٖيمُ ٢٥٥
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ard. Men-ze’l-lezî yeşfe’u ‘indehû illâ bi-iznih. Ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm. Ve lâ yuhîtûne bi-şey’in min ‘ılmihî illâ bimâ şâe, vesi’a kürsiyyühü’s-semâvâti ve’l-arda ve lâ yeûdühû hifzuhumâ ve hüve’l-aliyyü’l-azîm.
(255) Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:255 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
8. Âmenerrasulü
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ وَالْمُؤْمِنُونَؕ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖؕ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهٖࣞ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ ٢٨٥ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهٖۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ ٢٨٦
Amenerresulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun. Kullun amene billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih. La nuferriku beyne ehadin min rusulih. Ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykel masir. La yukellifullahu nefsen illa vus'aha. Leha ma kesebet ve aleyha mektesebet. Rabbena la tuahisna in nesina ev ahtana. Rabbena vela tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina. Rabbena vela tuhammilna ma la takate lena bih. Vagfu anna vagfir lena verhamna. Ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.
(285) Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." (286) Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:285-286 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
9. Fecr Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالْفَجْرِۙ ١ وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ٢ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ٤ هَلْ فٖي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذٖي حِجْرٍؕ ٥ اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ٦ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ٧ اَلَّتٖي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ٨ وَثَمُودَ الَّذٖينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ٩ وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ١٠ اَلَّذٖينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ١١ فَاَكْثَرُوا فٖيهَا الْفَسَادَۙۖ ١٢ فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ١٣ اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِؕ ١٤ فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَكْرَمَنِؕ ١٥ وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَهَانَنِۚ ١٦ كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتٖيمَۙ ١٧ وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِۙ ١٨ وَتَاْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ ١٩ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ ٢٠ كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ ٢١ وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ ٢٢ وَجٖٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىؕ ٢٣ يَقُولُ يَا لَيْتَنٖي قَدَّمْتُ لِحَيَاتٖيۚ ٢٤ فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ٢٥ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌؕ ٢٦ يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُࣗ ٢٧ اِرْجِعٖٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ٢٨ فَادْخُلٖي فٖي عِبَادٖيۙ ٢٩ وَادْخُلٖي جَنَّتٖي ٣٠
Bismillahirrahmanirrahim. Vel-fecri. Ve leyalin aşri. Veş-şef'i vel-vetri. Vel-leyli iza yesri. Hel fi zalike kasemun li zi hicrin. Elem tera keyfe feale rabbuke bi'adin. Ireme zatil-imadi. Elleti lem yuhlak misluha fil-bilad. Ve semude-llezine cabu's-sahra bil-vad. Ve fir'avne zi'l-evtad. Ellezine tagav fil-bilad. Fe ekseru fihe'l-fesad. Fe sabbe aleyhim rabbuke savta azab. Inne rabbeke le bil-mirsad. Fe emme'l-insanu iza me'b-telahu rabbuhu fe ekremehu ve ne'amehu fe yekulu rabbi ekremen. Ve emma iza me'b-telahu fe kadara aleyhi rizkahu fe yekulu rabbi ehanen. Kella bel la tukrimune'l-yetim. Ve la tehadduune ala taami'l-miskin. Ve te'kulune't-turase eklen lemmen. Ve tuhibbune'l-male hubben cemmen. Kella iza dukketi'l-ardu dekken dekka. Ve cae rabbuke ve'l-meleku saffen saffa. Ve cie yevmeizin bi cehennem. Yevmeizin yetezekkeru'l-insanu ve enna lehu'z-zikra. Yekulu ya leyteni kaddamtu li hayati. Fe yevmeizin la yuazzibu azabehu ehad. Ve la yusiku vesakehu ehad. Ya eyyetuhe'n-nefsu'l-mutmainneh. Ircii ila rabbiki radiyeten mardiyyeh. Fe'dhuli fi ibadi. Ve'dhuli cenneti.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Tan yerinin ağarmasına andolsun, (2) On geceye andolsun, (3) Çifte ve teke andolsun, (4) Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır). (5) Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır. (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi? (11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. (13) Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. (14) Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir. (15) İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der. (16) Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der. (17) Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. (18) Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. (19) Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. (20) Malı da pek çok seviyorsunuz. (21) Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, (22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!? (24) "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der. (25) Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez. (26) Onun vuracağı bağı kimse vuramaz. (27) (Allah şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!" (28) "Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!" (29) "(İyi) kullarımın arasına gir." (30) "Cennetime gir."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 89:1-30 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
10. Şems Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ١ وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ ٢ وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ ٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ ٤ وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ ٥ وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ ٦ وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ ٧ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ ٨ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ٩ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاؕ ١٠ كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۙۖ ١١ اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ ١٢ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَاࣞ ١٣ فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ ١٤ وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ١٥
Bismillahirrahmanirrahim. Veş-şemsi ve duhaha. Vel-kameri iza telaha. Ven-nehari iza cellaha. Vel-leyli iza yagşaha. Ves-semai ve ma benaha. Vel-ardi ve ma tahaha. Ve nefsin ve ma sevvaha. Fe elhemeha fucureha ve takvaha. Kad efleha men zekkaha. Ve kad habe men dessaha. Kezzebet semudu bi tagvaha. Izinbease eşkaha. Fe kale lehum resulullahi nakatallahi ve sukyaha. Fe kezzebuhu fe akarûha fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvaha. Ve la yehafu ukbaha.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, (2) Onu izlediğinde Ay'a andolsun, (3) Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, (4) Onu bürüdüğünde geceye andolsun, (5) Göğe ve onu bina edene andolsun, (6) Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. (10) Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. (11) Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı. (12) Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı. (13) Allah'ın Resülü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun." (14) Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti. (15) Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 91:1-15 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
11. Leyl Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ ١ وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ ٢ وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ ٣ اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىؕ ٤ فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ ٥ وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ ٦ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىؕ ٧ وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ ٨ وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰىۙ ٩ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىؕ ١٠ وَمَا يُغْنٖي عَنْهُ مَالُـهُٓ اِذَا تَرَدّٰىؕ ١١ اِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدٰىؗ ١٢ وَاِنَّ لَنَا لَلْاٰخِرَةَ وَالْاُو۫لٰى ١٣ فَاَنْذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظّٰىۚ ١٤ لَا يَصْلٰيهَٓا اِلَّا الْاَشْقٰىۙ ١٥ اَلَّذٖي كَذَّبَ وَتَوَلّٰىؕ ١٦ وَسَيُجَنَّبُهَا الْاَتْقٰىۙ ١٧ اَلَّذٖي يُؤْتٖي مَالَهُ يَتَزَكّٰىۚ ١٨ وَمَا لِاَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزٰىۙ ١٩ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِ الْاَعْلٰىۚ ٢٠ وَلَسَوْفَ يَرْضٰى ٢١
Bismillahirrahmanirrahim. Vel-leyli iza yagşa. Ven-nehari iza tecella. Ve ma haleka'z-zekera vel-unsa. Inne sa'yekum le şetta. Fe emma men a'ta vetteka. Ve saddeka bil-husna. Fe se nuyessiruhu lil-yusra. Ve emma men bahile vestagna. Ve kezzebe bil-husna. Fe se nuyessiruhu lil-usra. Ve ma yugni anhu maluhu iza teredda. Inne aleyna lel-huda. Ve inne lena lel-ahirate vel-ula. Fe enzertukum naran telezza. La yaslaha ille'l-eşka. Ellezi kezzebe ve tevella. Ve se yucennebuhe'l-etka. Ellezi yu'ti malehu yetezekka. Ve ma li ehadin indehu min ni'metin tucza. Ille'btigae vechi rabbihi'l-a'la. Ve le sevfe yerda.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) (Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun, (2) Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun, (3) Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki, (4) Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir. (5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. (8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. (11) Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez. (12) Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir. (13) Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. (14) Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım. (15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer. (17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır. (19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz.(Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar). (21) Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 92:1-21 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
12. Duha Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالضُّحٰىۙ ١ وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ ٢ مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىؕ ٣ وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىؕ ٤ وَلَسَوْفَ يُعْطٖيكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىؕ ٥ اَلَمْ يَجِدْكَ يَتٖيمًا فَاٰوٰىۖ ٦ وَوَجَدَكَ ضَٓالًّا فَهَدٰىۖ ٧ وَوَجَدَكَ عَٓائِلًا فَاَغْنٰىۜ ٨ فَاَمَّا الْيَتٖيمَ فَلَا تَقْهَرْؕ ٩ وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْؕ ١٠ وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ١١
Bismillahirrahmanirrahim. Ved-duha. Vel-leyli iza seca. Ma veddeake rabbuke ve ma kala. Ve le'l-ahiratu hayrun leke mine'l-ula. Ve le sevfe yu'tike rabbuke fe terda. Elem yecidke yetimen fe ava. Ve vecedeke dallen fe heda. Ve vecedeke ailen fe agna. Fe emme'l-yetime fe la takhar. Ve emme's-saile fe la tenhar. Ve emme bi ni'meti rabbike fe haddis.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Kuşluk vaktine andolsun, (2) Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki, (3) Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. (4) Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. (5) Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın. (6) Seni yetim bulup da barındırmadı mı? (7) Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? (8) Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? (9) Öyleyse sakın yetimi ezme! (10) Sakın isteyeni azarlama! (11) Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 93:1-11 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
13. İnşirah Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ١ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ٢ اَلَّـذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ٣ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَؕ ٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ٥ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ٦ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ٧ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ٨
Elem neşrah leke sadrak. Ve vedagna anke vizrak. Ellezi enkada zahrak. Ve refagna leke zikrak. Feinne meal usri yusra. Inne meal usri yusra. Feiza feragte fensab. Ve ila rabbike fergab.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? (2-3) Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? (4) Senin şânını yükseltmedik mi? (5) Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. (6) Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. (7) Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. (8) Ancak Rabbine yönel ve yalvar.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 94:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
14. Tin Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالتّٖينِ وَالزَّيْتُونِۙ ١ وَطُورِ سٖينٖينَۙ ٢ وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَمٖينِۙ ٣ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖٓي اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍؗ ٤ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِلٖينَۙ ٥ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍؕ ٦ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّٖينِؕ ٧ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحَاكِمٖينَ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Vet-tini vez-zeytun. Ve turi sinin. Ve hazel-beledil-emin. Lekad halakne'l-insane fi ahseni takvim. Summe radednahu esfele safilin. Ille'llezine amenu ve amilu's-salihati fe lehum ecrun gayru memnun. Fe ma yukezzibuke ba'du bid-din. E leyse'llahu bi ahkemi'l-hakimin.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Tîn'e ve zeytûn'a andolsun. (2) Sinâ Dağına andolsun, (3) Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki, (4) Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. (5) Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. (6) Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükafat vardır. (7) (Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor? (8) Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 95:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
15. Alak Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذٖى خَلَقَۚ ١ خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍۚ ٢ اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ ٣ اَلَّذٖي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ ٤ عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْؕ ٥ كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ ٦ اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىؕ ٧ اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىؕ ٨ اَرَاَيْتَ الَّذٖي يَنْهٰىۙ ٩ عَبْدًا اِذَا صَلّٰىۜ ١٠ اَرَاَيْتَ اِنْ كَانَ عَلَى الْهُدٰىۙ ١١ اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰىؕ ١٢ اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىؕ ١٣ اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىؕ ١٤ كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِۙ ١٥ نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ ١٦ فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ ١٧ سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ ١٨ كَلَّاؕ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ ١٩
Bismillahirrahmanirrahim. Ikra' bismi rabbikellezi halak. Halaka'l-insane min alak. Ikra' ve rabbuke'l-ekrem. Ellezi alleme bil-kalem. Alleme'l-insane ma lem ya'lem. Kella inne'l-insane le yatga. En raahu'stagna. Inne ila rabbike'r-ruc'a. E raeyte'llezi yenha. Abden iza salla. E raeyte in kane ale'l-huda. Ev emera bit-takva. E raeyte in kezzebe ve tevella. Elem ya'lem bi enne'llahe yera. Kella le in lem yentehi le nesfean bin-nasiyeh. Nasiyetin kazibetin hati'eh. Fel yed'u nadiyeh. Se ned'u'z-zebaniyeh. Kella la tuti'hu vescud vakterib.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak" dan yarattı. (3) Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. (4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. (6-7) Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder. (8) Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir. (9-10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? (11-12) Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah'a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!? (13) Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!? (14) O Allah'ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu? (15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız. (17) Haydi, taraftarlarını çağırsın. (18) Biz de zebânileri çağıracağız. (19) Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 96:1-19 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
16. Kadir Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ ١ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِؕ ٢ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍؕ ٣ تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ ٤ سَلَامٌࣞۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ٥
Inna enzelnahu fi leyletil kadr. Vema edrake ma leyletul kadr. Leyletul kadri hayrun min elfi şehr. Tenezzelul melaiketu verruhu fiha biizni rabbihim min kulli emr. Selamun hiye hatta matla'il fecr.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. (2) Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! (3) Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. (4) Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. (5) O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 97:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
17. Beyyine Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ لَمْ يَكُنِ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكٖينَ مُنْفَكّٖينَ حَتّٰى تَاْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ ١ رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفًا مُطَهَّرَةًۙ ٢ فٖيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌؕ ٣ وَمَا تَفَرَّقَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُؕ ٤ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ حُنَفَٓاءَ وَيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دٖينُ الْقَيِّمَةِؕ ٥ اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكٖينَ فٖي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَاؕ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِؕ ٦ اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِؕ ٧ جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Lem yekuni'llezine keferu min ehli'l-kitabi vel-muşrikine munfekkine hatta te'tiyehumu'l-beyyineh. Resulun mina'llahi yetlu suhufen mutahharah. Fiha kutubun kayyimeh. Ve ma teferreka'llezine utu'l-kitabe illa min ba'di ma caethumu'l-beyyineh. Ve ma umiru illa li ya'budu'llahe muhlisine lehu'd-dine hunefae ve yukimu's-salate ve yu'tu'z-zekate ve zalike dinu'l-kayyimeh. Inne'llezine keferu min ehli'l-kitabi vel-muşrikine fi nari cehenneme halidine fiha ulaike hum şerru'l-beriyyeh. Inne'llezine amenu ve amilu's-salihati ulaike hum hayru'l-beriyyeh. Ceza'uhum inde rabbihim cennatu adnin tecri min tahtihe'l-enharu halidine fiha ebeda. Radiya'llahu anhum ve radu anh. Zalike li men haşiye rabbeh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. (2) Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. (3) O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır. (4) Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. (5) Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir. (6) Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler. (7) Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. (8) Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 98:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
18. Zilzal Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ ١ وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ ٢ وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ ٣ يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ ٤ بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاؕ ٥ يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ ٦ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ ٧ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Iza zulzileti'l-ardu zilzaleha. Ve ahraceti'l-ardu es-kaleha. Ve kale'l-insanu ma leha. Yevmeizin tuhaddisu ahbaraha. Bi enne rabbeke evha leha. Yevmeizin yasduru'n-nasu eştaten li yurev a'malehum. Fe men ya'mel mis-kale zerratin hayran yereh. Ve men ya'mel mis-kale zerratin şerran yereh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-3) Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman, (4) İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır. (5) Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. (6) O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. (7) ᅠArtık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. (8) Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 99:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
19. Adiyat Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ ١ فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًاۙ ٢ فَالْمُغٖيرَاتِ صُبْحًاۙ ٣ فَاَثَرْنَ بِهٖ نَقْعًاۙ ٤ فَوَسَطْنَ بِهٖ جَمْعًاۙ ٥ اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّهٖ لَكَنُودٌۚ ٦ وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَهٖيدٌۚ ٧ وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدٖيدٌؕ ٨ اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ ٩ وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ ١٠ اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَبٖيرٌ ١١
Bismillahirrahmanirrahim. Vel-adiyati dabha. Fel-muriyati kadha. Fel-mugirati subha. Fe eserna bihi nak'a. Fe vasatna bihi cem'a. Inne'l-insane li rabbihi le kenud. Ve innehu ala zalike le şehid. Ve innehu li hubbi'l-hayri le şedîd. E fe la ya'lemu iza bu'sira ma fi'l-kubur. Ve hussile ma fi's-sudur. Inne rabbehum bihim yevmeizin le habir.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür. (7) Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir. (8) Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. (9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 100:1-11 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
20. Karia Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلْقَارِعَةُۙ ١ مَا الْقَارِعَةُۚ ٢ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْقَارِعَةُۜ ٣ يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ ٤ وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِۜ ٥ فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازٖينُهُۙ ٦ فَهُوَ فٖي عٖيشَةٍ رَاضِيَةٍؕ ٧ وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُۙ ٨ فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌؕ ٩ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا هِيَهْؕ ١٠ نَارٌ حَامِيَةٌ ١١
Bismillahirrahmanirrahim. El-kariatu. Me'l-kariatu. Ve ma edrake me'l-kariatu. Yevme yekunu'n-nasu ke'l-feraşi'l-mebsus. Ve tekunu'l-cibalu ke'l-ihni'l-menfus. Fe emma men sekulet mevazinuh. Fe huve fi işetin radiyeh. Ve emma men haffet mevazinuh. Fe ummuhu haviyeh. Ve ma edrake ma hiyeh. Narun hamiyeh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Yürekleri hoplatan büyük felaket! (2) Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket? (3) Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin? (4) O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır. (5) Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır. (6) İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, (7) Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. (8) Ama kimin de tartıları hafif gelirse, (9) İşte onun anası (varacağı yer) Hâviye'dir. (10) Sen Hâviye'nin ne olduğunu ne bileceksin? (11) O, kızgın bir ateştir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 101:1-11 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
21. Tekasür Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ ١ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَؕ ٢ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ٣ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَؕ ٤ كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقٖينِؕ ٥ لَتَرَوُنَّ الْجَحٖيمَۙ ٦ ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقٖينِۙ ٧ ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Elhakumu't-tekasur. Hatta zurtumu'l-mekabir. Kella sevfe ta'lemun. Summe kella sevfe ta'lemun. Kella lev ta'lemune ilme'l-yakin. Le terenune'l-cehim. Summe le terenuneha ayne'l-yakin. Summe le tus'elunne yevmeizin ani'n-naim.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (3) Hayır; ileride bileceksiniz! (4) Hayır, Hayır! İleride bileceksiniz! (5) Hayır, kesin olarak bir bilseniz... (6) Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. (7) Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz (8) Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 102:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
22. Asr Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالْعَصْرِۙ ١ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖي خُسْرٍۙ ٢ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ٣
Vel asr. Innel insane lefi husr. Illellezine amenu ve amilussalihati ve tevasav bil hakki ve tevasav bissabr.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. (3) Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 103:1-3 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
23. Hümeze Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ ١ اَلَّذٖى جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۙ ٢ يَحْسَبُ اَنَّ مَالَـهُٓ اَخْلَدَهُۚ ٣ كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِؗ ٤ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُؕ ٥ نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ ٦ اَلَّتٖي تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْـِٔدَةِؕ ٧ اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ ٨ فٖي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ ٩
Bismillahirrahmanirrahim. Veylun li kulli humezetin lumezeh. Ellezi cemea malen ve ad-dedeh. Yahsebu enne malehu ahledeh. Kella le yunbezanne fi'l-hutameh. Ve ma edrake me'l-hutameh. Naru'llahi'l-mukadeh. Elleti tettaliu ale'l-ef'ideh. Inneha aleyhim mu'sadeh. Fi amedin mumeddeh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline! (3) O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır. (4) Hayır! Andolsun ki o, Hutâme'ye atılacaktır. (5) Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin? (6-7) O, Allah'ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. (8-9) Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 104:1-9 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
24. Fil Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفٖيلِؕ ١ اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فٖي تَضْلٖيلٍۙ ٢ وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَابٖيلَۙ ٣ تَرْمٖيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّٖيلٍۙۖ ٤ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَاْكُولٍ ٥
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Elemtera keyfe fe’ale Rabbüke bi-ashâbil-fîl. Elem yec’al keydehüm fî tadlîl. Ve ersele ‘aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bi-hıcâratin min siccîl. Fece’alehüm ke’asfin me’kûl.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? (2) Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 105:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
25. Kureyş Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ لِاٖيلَافِ قُرَيْشٍۙ ١ اٖيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ ٢ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِۙ ٣ اَلَّذٖٓى اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ ٤
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Li îlâfi kurayş. Îlâfihim rihlete’ş-şitâi ve’s-sayf. Felya’büdû Rabbe hâze’l-beyt. Ellezî et’amehüm min cû’ın ve âmenehüm min havf.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsin.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 106:1-4 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
26. Maun Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَرَاَيْتَ الَّذٖى يُكَذِّبُ بِالدّٖينِۜ ١ فَذٰلِكَ الَّذٖى يَدُعُّ الْيَتٖيمَۙ ٢ وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِۜ ٣ فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّٖينَۙ ٤ اَلَّذٖينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ٥ اَلَّذٖينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ٦ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ٧
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eraeytellezî yükezzibü bi’d-dîn. Fezâlike’l-lezî yedü’’ul-yetîm. Ve lâ yehuddu ‘alâ ta’âmi’l-miskîn. Feveylün lil-müsallîn. Ellezînehüm ‘an salâtihim sâhûn. Ellezînehüm yürâûn. Ve yemne’ûne’l-mâûn.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! (2-3) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. (4) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, (5) Onlar namazlarını ciddiye almazlar. (6) Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. (7) Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 107:1-7 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
27. Kevser Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ ١ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ ٢ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ ٣
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. İnnâ a’taynâ ke’l-kevser. Fesalli li-Rabbike ve’nhar. İnne şâni’eke hüve’l-ebter.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. (2) O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. (3) Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 108:1-3 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
28. Kâfirun Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ ١ لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ ٢ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ ٣ وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ٤ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ ٥ لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينِ ٦
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn. Lâ a’büdü mâ ta’büdûn. Ve lâ entüm ‘âbidûne mâ a’büd. Velâ ene ‘âbidün mâ ‘abettüm. Velâ entüm ‘âbidûne mâ a’büd. Leküm dînüküm veliye dîn.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) De ki: "Ey Kâfirler!" (2) "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem." (3) "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." (4) "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim." (5) "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." (6) "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 109:1-6 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
29. Nasr Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ ١ وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًاۙ ٢ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ٣
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. İzâ câe nasrullâhi ve’l-fethu. Ve raeyte’n-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fe sebbih bi-hamdi Rabbike vestağfirhu innehû kâne tevvâbâ.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 110:1-3 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
30. Tebbet Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ تَبَّتْ يَدَٓا اَبٖى لَهَبٍ وَتَبَّۜ ١ مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ ٢ سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍۚ ٣ وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ ٤ فٖى جٖيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ ٥
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ ağnâ ‘anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâran zâte leheb. Vemraetühû hammâlete’l-hatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Ebû Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu. (2) Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. (3) O, bir alevli ateşe girecektir, (4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 111:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
31. İhlas Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ١ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ٢ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ٣ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ٤
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul hüvallâhü ahad. Allâhü’s-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ahad.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) De ki: "O, Allah'tır, bir tektir." (2) "Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)" (3) Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)." (4) "Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 112:1-4 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
32. Felak Sûresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ ١ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ ٢ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ ٣ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِۙ ٤ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ٥
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul e’ûzü bi-Rabbi’l-felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikın izâ vekab. Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-‘ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 113:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
33. Nas Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ١ مَلِكِ النَّاسِۙ ٢ اِلٰهِ النَّاسِۙ ٣ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ٤ اَلَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِۙ ٥ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ٦
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul e’ûzü bi-Rabbi’n-nâs. Meliki’n-nâs. İlâhi’n-nâs. Min şerri’l-vesvâsi’l-hânnâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûri’n-nâs. Mine’l-cinneti ve’n-nâs.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 114:1-6 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
🤲 Bu duaları okurken bizleri, bu çalışmada emeği geçenleri ve bütün mü'min kardeşlerimizi de dualarınıza katmanızı rica ederiz. Rabbimiz ibadetlerinizi ve dualarınızı kabul eylesin.
Adım Adım Umre · adimadimumre.com · Google Play · App Store