- Ana sayfa
- Dualar
- Namaz Duaları
- Yazdırılabilir sürüm (PDF)
Namaz Duaları
Namaz sure ve duaları
1. Sübhaneke
سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالٰى جَدُّكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ
Sübhâneke’llâhümme ve bi hamdik. Ve tebâra-k’esmük. Ve te’âlâ ceddük. Ve lâ ilâhe ğayrük.
Allah'ım! Sen'i tenzih ve hamdinle tesbih ederim. Senin adın mübarektir, şanın yücedir. Senden başka ilâh yoktur.
Kaynak: Hadis — Ebû Dâvûd 775; Tirmizî 242
2. Fatiha Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ ١ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَۙ ٢ اَلرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِۙ ٣ مَالِكِ يَوْمِ الدّٖينِۜ ٤ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعٖينُۜ ٥ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقٖيمَۙ ٦ صِرَاطَ الَّذٖينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّٖينَ ٧
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Elhamdülillâhi Rabbi’l-‘âlemîn. Er-Rahmâni’r-Rahîm. Mâliki yevmi’d-dîn. İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în. İhdine’s-sırâta’l-müstekîm. Sırâta’l-lezîne en’amte ‘aleyhim ğayri’l-meğdûbi ‘aleyhim ve le’d-dâllîn.
(1) Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (2-4) Hamd, Âlemlerin Rabbi, Rahmân, Rahîm, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur. (5) (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 1:1-7 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
3. Tahiyyat (Et-tehiyyatü)
اَلتَّحِيَّاتُ لِلّٰهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ الصَّالِحِينَ أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Ettehıyyâtü lillâhi ve’s-salevâtü ve’t-tayyibâtü esselâmü ‘aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâtühû esselâmü ‘aleynâ ve ‘alâ ‘ıbâdi’l-lâhi’s-sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh.
Dil ile, beden ile ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'a mahsustur. Ey Peygamber! Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm bize ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.
Kaynak: Hadis — Buhârî 6265
4. Salli - Barik
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلٰى إِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ. اَللّٰهُمَّ بَارِكْ عَلٰى مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلٰى إِبْرَاهِيمَ وَعَلٰى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve ‘alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte ‘alâ İbrahîme ve ‘alâ âli İbrahîm. İnneke hamîdün mecîd. Allâhümme bârik ‘alâ Muhammedin ve ‘alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte ‘alâ İbrahime ve ‘alâ âli İbrahim. İnneke hamîdün mecîd.
Allah'ım! İbrahim'e ve ailesine rahmet ettiğin gibi, Muhammed'e ve ailesine de rahmet eyle. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın ve şan sahibisin. Allah'ım! İbrahim'e ve ailesine bereket verdiğin gibi, Muhammed'e ve ailesine de bereket ver. Şüphesiz Sen övülmeye layıksın ve şan sahibisin.
Kaynak: Hadis — Buhârî 3370
5. Kunut Duaları
اَللّٰهُمَّ اِنَّا نَسْتَعِينُكَ وَنَسْتَغْفِرُكَ وَنَسْتَهْدِيكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ وَنَتَوَكَّلُ عَلَيْكَ وَنُثْنِي عَلَيْكَ الْخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَلَا نَكْفُرُكَ وَنَخْلَعُ وَنَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ. اَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ وَاِلَيْكَ نَسْعٰى وَنَحْفِدُ نَرْجُو رَحْمَتَكَ وَنَخْشٰى عَذَابَكَ اِنَّ عَذَابَكَ بِالْكُفَّارِ مُلْحِقٌ
Allahümme innâ neste’înüke ve nesteğfiruke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü aleyke ve nüsnî ‘aleyke’l-hayra küllehû neşküruke ve lâ nekfüruke ve nahle’u ve netrukü men yefcürük. Allâhümme iyyâke na’büdü ve leke nüsallî ve nescüdü ve ileyke nes’â ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ ‘azâbeke inne ‘azâbeke bi’l-küffâri mülhık.
Allah'ım! Senden yardım dileriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni dileriz. Sana inanır, sana tövbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek Sen'i hayır ile överiz, sana şükrederiz, sakın nankörlük etmeyiz. Sana karşı geleni bırakır, onu terk ederiz. Allah'ım! Biz yalnız Sana kulluk ederiz. Namazı yalnız Senin için kılar, yalnız Sana secde ederiz. Yalnız Sana koşar ve Sana yaklaştıracak şeyleri yapmaya çalışırız. Rahmetinin devamını diler, azabından korkarız. Şüphesiz Senin azabın kafirlere ulaşacaktır.
Kaynak: Dua geleneği — Hanefî kunut duası (Diyanet)
6. Rabbenâ Âtinâ
رَبَّنَٓا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ رَبَّـنَا اغْفِرْ لٖي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنٖينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُࣖ
Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhirati haseneten ve kınâ ‘azâbe’n-nâr. Rabbenağfirlî ve li vâlideyye ve lil-mü’minîne yevme yekûmü’l-hısâb.
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru. Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana-babamı ve inananları bağışla.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:201 · 14:41 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
7. Ayet-el Kürsi
اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَىُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِى السَّمٰوَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذٖى يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهٖۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُحٖيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِهٖٓ اِلَّا بِمَا شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظٖيمُ ٢٥٥
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm. Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fi’s-semâvâti ve mâ fi’l-ard. Men-ze’l-lezî yeşfe’u ‘indehû illâ bi-iznih. Ya’lemü mâ beyne eydîhim ve mâ halfehüm. Ve lâ yuhîtûne bi-şey’in min ‘ılmihî illâ bimâ şâe, vesi’a kürsiyyühü’s-semâvâti ve’l-arda ve lâ yeûdühû hifzuhumâ ve hüve’l-aliyyü’l-azîm.
(255) Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:255 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
8. Âmenerrasulü
اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّهٖ وَالْمُؤْمِنُونَؕ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰٓئِكَتِهٖ وَكُتُبِهٖ وَرُسُلِهٖؕ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِهٖࣞ وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصٖيرُ ٢٨٥ لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَاۜ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْۜ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَٓا اِنْ نَسٖينَٓا اَوْ اَخْطَاْنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَٓا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذٖينَ مِنْ قَبْلِنَاۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهٖۚ وَاعْفُ عَنَّا۠ وَاغْفِرْ لَنَا۠ وَارْحَمْنَا۠ اَنْتَ مَوْلٰينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرٖينَ ٢٨٦
Amenerresulu bima unzile ileyhi min rabbihi vel mu'minun. Kullun amene billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulih. La nuferriku beyne ehadin min rusulih. Ve kalu semi'na ve ata'na gufraneke rabbena ve ileykel masir. La yukellifullahu nefsen illa vus'aha. Leha ma kesebet ve aleyha mektesebet. Rabbena la tuahisna in nesina ev ahtana. Rabbena vela tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina. Rabbena vela tuhammilna ma la takate lena bih. Vagfu anna vagfir lena verhamna. Ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.
(285) Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü'minler de (iman ettiler). Her biri; Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: "Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz." Şöyle de dediler: "İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır." (286) Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): "Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 2:285-286 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
9. Fecr Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالْفَجْرِۙ ١ وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ ٢ وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ ٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ ٤ هَلْ فٖي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذٖي حِجْرٍؕ ٥ اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ ٦ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ ٧ اَلَّتٖي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ ٨ وَثَمُودَ الَّذٖينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ ٩ وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ ١٠ اَلَّذٖينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ ١١ فَاَكْثَرُوا فٖيهَا الْفَسَادَۙۖ ١٢ فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ ١٣ اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِؕ ١٤ فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَكْرَمَنِؕ ١٥ وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّٖٓي اَهَانَنِۚ ١٦ كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَتٖيمَۙ ١٧ وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِۙ ١٨ وَتَاْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ ١٩ وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ ٢٠ كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ ٢١ وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ ٢٢ وَجٖٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىؕ ٢٣ يَقُولُ يَا لَيْتَنٖي قَدَّمْتُ لِحَيَاتٖيۚ ٢٤ فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ ٢٥ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌؕ ٢٦ يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُࣗ ٢٧ اِرْجِعٖٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ٢٨ فَادْخُلٖي فٖي عِبَادٖيۙ ٢٩ وَادْخُلٖي جَنَّتٖي ٣٠
Bismillahirrahmanirrahim. Vel-fecri. Ve leyalin aşri. Veş-şef'i vel-vetri. Vel-leyli iza yesri. Hel fi zalike kasemun li zi hicrin. Elem tera keyfe feale rabbuke bi'adin. Ireme zatil-imadi. Elleti lem yuhlak misluha fil-bilad. Ve semude-llezine cabu's-sahra bil-vad. Ve fir'avne zi'l-evtad. Ellezine tagav fil-bilad. Fe ekseru fihe'l-fesad. Fe sabbe aleyhim rabbuke savta azab. Inne rabbeke le bil-mirsad. Fe emme'l-insanu iza me'b-telahu rabbuhu fe ekremehu ve ne'amehu fe yekulu rabbi ekremen. Ve emma iza me'b-telahu fe kadara aleyhi rizkahu fe yekulu rabbi ehanen. Kella bel la tukrimune'l-yetim. Ve la tehadduune ala taami'l-miskin. Ve te'kulune't-turase eklen lemmen. Ve tuhibbune'l-male hubben cemmen. Kella iza dukketi'l-ardu dekken dekka. Ve cae rabbuke ve'l-meleku saffen saffa. Ve cie yevmeizin bi cehennem. Yevmeizin yetezekkeru'l-insanu ve enna lehu'z-zikra. Yekulu ya leyteni kaddamtu li hayati. Fe yevmeizin la yuazzibu azabehu ehad. Ve la yusiku vesakehu ehad. Ya eyyetuhe'n-nefsu'l-mutmainneh. Ircii ila rabbiki radiyeten mardiyyeh. Fe'dhuli fi ibadi. Ve'dhuli cenneti.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Tan yerinin ağarmasına andolsun, (2) On geceye andolsun, (3) Çifte ve teke andolsun, (4) Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır). (5) Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır. (6-10) (Ey Muhammed!) Rabbinin, (Hûd'un kavmi) Ad'e, şehirler içinde benzeri kurulmamış olan, sütunlarla dolu İrem'e, vadide kayaları oyan (Salih'in kavmi) Semûd'a, kazıklar sahibi Firavun'a ne yaptığını görmedin mi? (11-12) Bunlar şehirlerde azgınlık eden ve oralarda pek çok bozgunculuk çıkaran kimselerdi. (13) Bu yüzden Rabbin onların üzerine azap kamçısı yağdırdı. (14) Şüphesiz Rabbin, gözetlemededir. (15) İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, "Rabbim bana ikram etti" der. (16) Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, "Rabbim beni aşağıladı" der. (17) Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz. (18) Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. (19) Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. (20) Malı da pek çok seviyorsunuz. (21) Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, (22-23) Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!? (24) "Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım" der. (25) Artık o gün, Allah'ın edeceği azabı kimse edemez. (26) Onun vuracağı bağı kimse vuramaz. (27) (Allah şöyle der:) "Ey huzur içinde olan nefis!" (28) "Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön!" (29) "(İyi) kullarımın arasına gir." (30) "Cennetime gir."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 89:1-30 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
10. Şems Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ ١ وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ ٢ وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ ٣ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ ٤ وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ ٥ وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ ٦ وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ ٧ فَاَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوٰيهَاۙۖ ٨ قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ ٩ وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاؕ ١٠ كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوٰيهَاۙۖ ١١ اِذِ انْبَعَثَ اَشْقٰيهَاۙۖ ١٢ فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَاࣞ ١٣ فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَاۙۖ فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُمْ بِذَنْبِهِمْ فَسَوّٰيهَاۙۖ ١٤ وَلَا يَخَافُ عُقْبٰيهَا ١٥
Bismillahirrahmanirrahim. Veş-şemsi ve duhaha. Vel-kameri iza telaha. Ven-nehari iza cellaha. Vel-leyli iza yagşaha. Ves-semai ve ma benaha. Vel-ardi ve ma tahaha. Ve nefsin ve ma sevvaha. Fe elhemeha fucureha ve takvaha. Kad efleha men zekkaha. Ve kad habe men dessaha. Kezzebet semudu bi tagvaha. Izinbease eşkaha. Fe kale lehum resulullahi nakatallahi ve sukyaha. Fe kezzebuhu fe akarûha fe demdeme aleyhim rabbuhum bi zenbihim fe sevvaha. Ve la yehafu ukbaha.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Güneşe ve onun aydınlığına andolsun, (2) Onu izlediğinde Ay'a andolsun, (3) Onu ortaya çıkardığında gündüze andolsun, (4) Onu bürüdüğünde geceye andolsun, (5) Göğe ve onu bina edene andolsun, (6) Yere ve onu yayıp döşeyene andolsun, (7-9) Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. (10) Onu kötülüklere gömüp kirleten kimse de ziyana uğramıştır. (11) Semûd kavmi, azgınlığı sebebiyle yalanladı. (12) Hani onların en bedbaht olanı (fesat çıkarmak için) ileri atılmıştı. (13) Allah'ın Resülü de onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun." (14) Fakat onlar, onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onları helak etti ve kendilerini yerle bir etti. (15) Allah, bunun sonucundan çekinmez de!
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 91:1-15 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
11. Leyl Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ ١ وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ ٢ وَمَا خَلَقَ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۙ ٣ اِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتّٰىؕ ٤ فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ ٥ وَصَدَّقَ بِالْحُسْنٰىۙ ٦ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْيُسْرٰىؕ ٧ وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ ٨ وَكَذَّبَ بِالْحُسْنٰىۙ ٩ فَسَنُيَسِّرُهُ لِلْعُسْرٰىؕ ١٠ وَمَا يُغْنٖي عَنْهُ مَالُـهُٓ اِذَا تَرَدّٰىؕ ١١ اِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدٰىؗ ١٢ وَاِنَّ لَنَا لَلْاٰخِرَةَ وَالْاُو۫لٰى ١٣ فَاَنْذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظّٰىۚ ١٤ لَا يَصْلٰيهَٓا اِلَّا الْاَشْقٰىۙ ١٥ اَلَّذٖي كَذَّبَ وَتَوَلّٰىؕ ١٦ وَسَيُجَنَّبُهَا الْاَتْقٰىۙ ١٧ اَلَّذٖي يُؤْتٖي مَالَهُ يَتَزَكّٰىۚ ١٨ وَمَا لِاَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزٰىۙ ١٩ اِلَّا ابْتِغَٓاءَ وَجْهِ رَبِّهِ الْاَعْلٰىۚ ٢٠ وَلَسَوْفَ يَرْضٰى ٢١
Bismillahirrahmanirrahim. Vel-leyli iza yagşa. Ven-nehari iza tecella. Ve ma haleka'z-zekera vel-unsa. Inne sa'yekum le şetta. Fe emma men a'ta vetteka. Ve saddeka bil-husna. Fe se nuyessiruhu lil-yusra. Ve emma men bahile vestagna. Ve kezzebe bil-husna. Fe se nuyessiruhu lil-usra. Ve ma yugni anhu maluhu iza teredda. Inne aleyna lel-huda. Ve inne lena lel-ahirate vel-ula. Fe enzertukum naran telezza. La yaslaha ille'l-eşka. Ellezi kezzebe ve tevella. Ve se yucennebuhe'l-etka. Ellezi yu'ti malehu yetezekka. Ve ma li ehadin indehu min ni'metin tucza. Ille'btigae vechi rabbihi'l-a'la. Ve le sevfe yerda.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) (Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun, (2) Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun, (3) Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki, (4) Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir. (5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz. (8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa biz de onu en zor olana kolayca iletiriz. (11) Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez. (12) Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir. (13) Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir. (14) Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım. (15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer. (17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en muttekî (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır. (19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz.(Yaptığı iyiliği) Ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar). (21) Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 92:1-21 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
12. Duha Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالضُّحٰىۙ ١ وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ ٢ مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىؕ ٣ وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْاُو۫لٰىؕ ٤ وَلَسَوْفَ يُعْطٖيكَ رَبُّكَ فَتَـرْضٰىؕ ٥ اَلَمْ يَجِدْكَ يَتٖيمًا فَاٰوٰىۖ ٦ وَوَجَدَكَ ضَٓالًّا فَهَدٰىۖ ٧ وَوَجَدَكَ عَٓائِلًا فَاَغْنٰىۜ ٨ فَاَمَّا الْيَتٖيمَ فَلَا تَقْهَرْؕ ٩ وَاَمَّا السَّٓائِلَ فَلَا تَنْهَرْؕ ١٠ وَاَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ١١
Bismillahirrahmanirrahim. Ved-duha. Vel-leyli iza seca. Ma veddeake rabbuke ve ma kala. Ve le'l-ahiratu hayrun leke mine'l-ula. Ve le sevfe yu'tike rabbuke fe terda. Elem yecidke yetimen fe ava. Ve vecedeke dallen fe heda. Ve vecedeke ailen fe agna. Fe emme'l-yetime fe la takhar. Ve emme's-saile fe la tenhar. Ve emme bi ni'meti rabbike fe haddis.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Kuşluk vaktine andolsun, (2) Karanlığı çöktüğü vakit geceye andolsun ki, (3) Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. (4) Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır. (5) Şüphesiz, Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın. (6) Seni yetim bulup da barındırmadı mı? (7) Seni yolunu kaybetmiş olarak bulup da yola iletmedi mi? (8) Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi? (9) Öyleyse sakın yetimi ezme! (10) Sakın isteyeni azarlama! (11) Rabbinin nimetine gelince; işte onu anlat.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 93:1-11 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
13. İnşirah Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ١ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ٢ اَلَّـذٖٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ٣ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَؕ ٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ٥ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ٦ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ٧ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ٨
Elem neşrah leke sadrak. Ve vedagna anke vizrak. Ellezi enkada zahrak. Ve refagna leke zikrak. Feinne meal usri yusra. Inne meal usri yusra. Feiza feragte fensab. Ve ila rabbike fergab.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) (Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi? (2-3) Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? (4) Senin şânını yükseltmedik mi? (5) Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. (6) Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. (7) Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. (8) Ancak Rabbine yönel ve yalvar.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 94:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
14. Tin Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالتّٖينِ وَالزَّيْتُونِۙ ١ وَطُورِ سٖينٖينَۙ ٢ وَهٰذَا الْبَلَدِ الْاَمٖينِۙ ٣ لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ فٖٓي اَحْسَنِ تَقْوٖيمٍؗ ٤ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْفَلَ سَافِلٖينَۙ ٥ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍؕ ٦ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّٖينِؕ ٧ اَلَيْسَ اللّٰهُ بِاَحْكَمِ الْحَاكِمٖينَ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Vet-tini vez-zeytun. Ve turi sinin. Ve hazel-beledil-emin. Lekad halakne'l-insane fi ahseni takvim. Summe radednahu esfele safilin. Ille'llezine amenu ve amilu's-salihati fe lehum ecrun gayru memnun. Fe ma yukezzibuke ba'du bid-din. E leyse'llahu bi ahkemi'l-hakimin.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Tîn'e ve zeytûn'a andolsun. (2) Sinâ Dağına andolsun, (3) Bu güvenli şehre (Mekke'ye) andolsun ki, (4) Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. (5) Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik. (6) Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükafat vardır. (7) (Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor? (8) Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 95:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
15. Alak Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِقْرَاْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذٖى خَلَقَۚ ١ خَلَقَ الْاِنْسَانَ مِنْ عَلَقٍۚ ٢ اِقْرَاْ وَرَبُّكَ الْاَكْرَمُۙ ٣ اَلَّذٖي عَلَّمَ بِالْقَلَمِۙ ٤ عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْؕ ٥ كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ ٦ اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىؕ ٧ اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىؕ ٨ اَرَاَيْتَ الَّذٖي يَنْهٰىۙ ٩ عَبْدًا اِذَا صَلّٰىۜ ١٠ اَرَاَيْتَ اِنْ كَانَ عَلَى الْهُدٰىۙ ١١ اَوْ اَمَرَ بِالتَّقْوٰىؕ ١٢ اَرَاَيْتَ اِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىؕ ١٣ اَلَمْ يَعْلَمْ بِاَنَّ اللّٰهَ يَرٰىؕ ١٤ كَلَّا لَئِنْ لَمْ يَنْتَهِ۬ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِۙ ١٥ نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍۚ ١٦ فَلْيَدْعُ نَادِيَهُۙ ١٧ سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَۙ ١٨ كَلَّاؕ لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ ١٩
Bismillahirrahmanirrahim. Ikra' bismi rabbikellezi halak. Halaka'l-insane min alak. Ikra' ve rabbuke'l-ekrem. Ellezi alleme bil-kalem. Alleme'l-insane ma lem ya'lem. Kella inne'l-insane le yatga. En raahu'stagna. Inne ila rabbike'r-ruc'a. E raeyte'llezi yenha. Abden iza salla. E raeyte in kane ale'l-huda. Ev emera bit-takva. E raeyte in kezzebe ve tevella. Elem ya'lem bi enne'llahe yera. Kella le in lem yentehi le nesfean bin-nasiyeh. Nasiyetin kazibetin hati'eh. Fel yed'u nadiyeh. Se ned'u'z-zebaniyeh. Kella la tuti'hu vescud vakterib.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak" dan yarattı. (3) Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. (4-5) O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir. (6-7) Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder. (8) Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir. (9-10) Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü? (11-12) Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah'a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!? (13) Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!? (14) O Allah'ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu? (15-16) Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız. (17) Haydi, taraftarlarını çağırsın. (18) Biz de zebânileri çağıracağız. (19) Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 96:1-19 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
16. Kadir Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ فٖي لَيْلَةِ الْقَدْرِۚ ١ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِؕ ٢ لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍؕ ٣ تَنَزَّلُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْۚ مِنْ كُلِّ اَمْرٍۙۛ ٤ سَلَامٌࣞۛ هِيَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ ٥
Inna enzelnahu fi leyletil kadr. Vema edrake ma leyletul kadr. Leyletul kadri hayrun min elfi şehr. Tenezzelul melaiketu verruhu fiha biizni rabbihim min kulli emr. Selamun hiye hatta matla'il fecr.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. (2) Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! (3) Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. (4) Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. (5) O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 97:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
17. Beyyine Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ لَمْ يَكُنِ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكٖينَ مُنْفَكّٖينَ حَتّٰى تَاْتِيَهُمُ الْبَيِّنَةُۙ ١ رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفًا مُطَهَّرَةًۙ ٢ فٖيهَا كُتُبٌ قَيِّمَةٌؕ ٣ وَمَا تَفَرَّقَ الَّذٖينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُؕ ٤ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِصٖينَ لَهُ الدّٖينَ حُنَفَٓاءَ وَيُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ دٖينُ الْقَيِّمَةِؕ ٥ اِنَّ الَّذٖينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِكٖينَ فٖي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِدٖينَ فٖيهَاؕ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِؕ ٦ اِنَّ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۙ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ خَيْرُ الْبَرِيَّةِؕ ٧ جَزَٓاؤُ۬هُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرٖى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِدٖينَ فٖيهَٓا اَبَدًاۜ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ رَبَّهُ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Lem yekuni'llezine keferu min ehli'l-kitabi vel-muşrikine munfekkine hatta te'tiyehumu'l-beyyineh. Resulun mina'llahi yetlu suhufen mutahharah. Fiha kutubun kayyimeh. Ve ma teferreka'llezine utu'l-kitabe illa min ba'di ma caethumu'l-beyyineh. Ve ma umiru illa li ya'budu'llahe muhlisine lehu'd-dine hunefae ve yukimu's-salate ve yu'tu'z-zekate ve zalike dinu'l-kayyimeh. Inne'llezine keferu min ehli'l-kitabi vel-muşrikine fi nari cehenneme halidine fiha ulaike hum şerru'l-beriyyeh. Inne'llezine amenu ve amilu's-salihati ulaike hum hayru'l-beriyyeh. Ceza'uhum inde rabbihim cennatu adnin tecri min tahtihe'l-enharu halidine fiha ebeda. Radiya'llahu anhum ve radu anh. Zalike li men haşiye rabbeh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Kitap ehlinden inkâr edenler ile Allah'a ortak koşanlar, kendilerine apaçık delil gelinceye kadar (küfürden) ayrılacak değillerdi. (2) Bu delil, tertemiz sahifeleri okuyan, Allah tarafından gönderilen bir peygamberdir. (3) O sahifelerde dosdoğru hükümler vardır. (4) Kendilerine kitap verilenler, ancak kendilerine o apaçık delil geldikten sonra ayrılığa düştüler. (5) Halbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir. (6) Şüphesiz, inkâr eden kitap ehli ile Allah'a ortak koşanlar, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratıkların en kötüsüdürler. (7) Şüphesiz, iman edip, salih ameller işleyenler var ya; işte onlar yaratıkların en hayırlısıdırlar. (8) Rableri katında onların mükafatı, içlerinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları Adn cennetleridir. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte bu mükafat Rablerine derin saygı duyanlara mahsustur.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 98:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
18. Zilzal Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ ١ وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ ٢ وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ ٣ يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ ٤ بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاؕ ٥ يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ ٦ فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۜ ٧ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Iza zulzileti'l-ardu zilzaleha. Ve ahraceti'l-ardu es-kaleha. Ve kale'l-insanu ma leha. Yevmeizin tuhaddisu ahbaraha. Bi enne rabbeke evha leha. Yevmeizin yasduru'n-nasu eştaten li yurev a'malehum. Fe men ya'mel mis-kale zerratin hayran yereh. Ve men ya'mel mis-kale zerratin şerran yereh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-3) Yeryüzü kendine has bir sarsıntıya uğratıldığı, içindekileri dışarıya çıkarıp attığı ve insan, "Ona ne oluyor?" dediği zaman, (4) İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır. (5) Çünkü Rabbin ona (öyle) vahyetmiştir. (6) O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için bölük bölük kabirlerinden çıkacaklardır. (7) ᅠArtık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. (8) Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 99:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
19. Adiyat Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ ١ فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًاۙ ٢ فَالْمُغٖيرَاتِ صُبْحًاۙ ٣ فَاَثَرْنَ بِهٖ نَقْعًاۙ ٤ فَوَسَطْنَ بِهٖ جَمْعًاۙ ٥ اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّهٖ لَكَنُودٌۚ ٦ وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَهٖيدٌۚ ٧ وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَدٖيدٌؕ ٨ اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ ٩ وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ ١٠ اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَبٖيرٌ ١١
Bismillahirrahmanirrahim. Vel-adiyati dabha. Fel-muriyati kadha. Fel-mugirati subha. Fe eserna bihi nak'a. Fe vasatna bihi cem'a. Inne'l-insane li rabbihi le kenud. Ve innehu ala zalike le şehid. Ve innehu li hubbi'l-hayri le şedîd. E fe la ya'lemu iza bu'sira ma fi'l-kubur. Ve hussile ma fi's-sudur. Inne rabbehum bihim yevmeizin le habir.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-6) Soluk soluğa süratle koşan, (koşarken ayaklarını) vurarak ateş çıkaran, sabah erkenden baskın yapan, orada tozu dumana katan ve düşman topluluğunun ortasına dalan atlara andolsun ki, insan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür. (7) Hiç şüphesiz buna kendisi de şahittir. (8) Hiç şüphesiz o, mal sevgisi sebebiyle çok katıdır. (9-11) Acaba o bilmiyor mu ki, kabirlerde bulunanlar çıkarıldığı ve kalplerdeki ortaya konulduğu zaman, işte o gün onların Rabbi kendilerinin her halinden mutlaka haberdardır.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 100:1-11 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
20. Karia Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلْقَارِعَةُۙ ١ مَا الْقَارِعَةُۚ ٢ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْقَارِعَةُۜ ٣ يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ ٤ وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ الْمَنْفُوشِۜ ٥ فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَازٖينُهُۙ ٦ فَهُوَ فٖي عٖيشَةٍ رَاضِيَةٍؕ ٧ وَاَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَازٖينُهُۙ ٨ فَاُمُّهُ هَاوِيَةٌؕ ٩ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا هِيَهْؕ ١٠ نَارٌ حَامِيَةٌ ١١
Bismillahirrahmanirrahim. El-kariatu. Me'l-kariatu. Ve ma edrake me'l-kariatu. Yevme yekunu'n-nasu ke'l-feraşi'l-mebsus. Ve tekunu'l-cibalu ke'l-ihni'l-menfus. Fe emma men sekulet mevazinuh. Fe huve fi işetin radiyeh. Ve emma men haffet mevazinuh. Fe ummuhu haviyeh. Ve ma edrake ma hiyeh. Narun hamiyeh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Yürekleri hoplatan büyük felaket! (2) Nedir o yürekleri hoplatan büyük felaket? (3) Yürekleri hoplatan büyük felaketin ne olduğunu sen ne bileceksin? (4) O gün insanlar, her biri bir tarafa uçuşan küçük kelebekler gibi olacaktır. (5) Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olacaktır. (6) İşte o vakit, kimin tartıları ağır gelmişse, (7) Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içinde olacaktır. (8) Ama kimin de tartıları hafif gelirse, (9) İşte onun anası (varacağı yer) Hâviye'dir. (10) Sen Hâviye'nin ne olduğunu ne bileceksin? (11) O, kızgın bir ateştir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 101:1-11 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
21. Tekasür Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ ١ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَؕ ٢ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ ٣ ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَؕ ٤ كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقٖينِؕ ٥ لَتَرَوُنَّ الْجَحٖيمَۙ ٦ ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقٖينِۙ ٧ ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعٖيمِ ٨
Bismillahirrahmanirrahim. Elhakumu't-tekasur. Hatta zurtumu'l-mekabir. Kella sevfe ta'lemun. Summe kella sevfe ta'lemun. Kella lev ta'lemune ilme'l-yakin. Le terenune'l-cehim. Summe le terenuneha ayne'l-yakin. Summe le tus'elunne yevmeizin ani'n-naim.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Çoklukla övünmek sizi, kabirlere varıncaya (ölünceye) kadar oyaladı. (3) Hayır; ileride bileceksiniz! (4) Hayır, Hayır! İleride bileceksiniz! (5) Hayır, kesin olarak bir bilseniz... (6) Andolsun, o cehennemi muhakkak göreceksiniz. (7) Yine andolsun, onu gözünüzle kesin olarak göreceksiniz (8) Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz?
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 102:1-8 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
22. Asr Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَالْعَصْرِۙ ١ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَفٖي خُسْرٍۙ ٢ اِلَّا الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ٣
Vel asr. Innel insane lefi husr. Illellezine amenu ve amilussalihati ve tevasav bil hakki ve tevasav bissabr.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Andolsun zamana ki, insan gerçekten ziyan içindedir. (3) Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir).
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 103:1-3 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
23. Hümeze Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ ١ اَلَّذٖى جَمَعَ مَالًا وَعَدَّدَهُۙ ٢ يَحْسَبُ اَنَّ مَالَـهُٓ اَخْلَدَهُۚ ٣ كَلَّا لَيُنْبَذَنَّ فِي الْحُطَمَةِؗ ٤ وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُؕ ٥ نَارُ اللّٰهِ الْمُوقَدَةُۙ ٦ اَلَّتٖي تَطَّلِعُ عَلَى الْاَفْـِٔدَةِؕ ٧ اِنَّهَا عَلَيْهِمْ مُؤْصَدَةٌۙ ٨ فٖي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ ٩
Bismillahirrahmanirrahim. Veylun li kulli humezetin lumezeh. Ellezi cemea malen ve ad-dedeh. Yahsebu enne malehu ahledeh. Kella le yunbezanne fi'l-hutameh. Ve ma edrake me'l-hutameh. Naru'llahi'l-mukadeh. Elleti tettaliu ale'l-ef'ideh. Inneha aleyhim mu'sadeh. Fi amedin mumeddeh.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-2) Mal toplayan ve onu durmadan sayan, insanları arkadan çekiştiren, kaş göz işaretiyle alay eden her kişinin vay haline! (3) O, malının, kendisini ebedileştirdiğini sanır. (4) Hayır! Andolsun ki o, Hutâme'ye atılacaktır. (5) Hutame'nin ne olduğunu sen ne bileceksin? (6-7) O, Allah'ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir. (8-9) Şüphesiz uzatılmış direkler arasında (bağlı oldukları halde) ateş onların üzerine kapatılacaktır.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 104:1-9 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
24. Fil Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفٖيلِؕ ١ اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ فٖي تَضْلٖيلٍۙ ٢ وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا اَبَابٖيلَۙ ٣ تَرْمٖيهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّٖيلٍۙۖ ٤ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَاْكُولٍ ٥
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Elemtera keyfe fe’ale Rabbüke bi-ashâbil-fîl. Elem yec’al keydehüm fî tadlîl. Ve ersele ‘aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bi-hıcâratin min siccîl. Fece’alehüm ke’asfin me’kûl.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? (2) Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 105:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
25. Kureyş Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ لِاٖيلَافِ قُرَيْشٍۙ ١ اٖيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَٓاءِ وَالصَّيْفِۚ ٢ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِۙ ٣ اَلَّذٖٓى اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ ٤
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Li îlâfi kurayş. Îlâfihim rihlete’ş-şitâi ve’s-sayf. Felya’büdû Rabbe hâze’l-beyt. Ellezî et’amehüm min cû’ın ve âmenehüm min havf.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsin.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 106:1-4 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
26. Maun Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اَرَاَيْتَ الَّذٖى يُكَذِّبُ بِالدّٖينِۜ ١ فَذٰلِكَ الَّذٖى يَدُعُّ الْيَتٖيمَۙ ٢ وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكٖينِۜ ٣ فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّٖينَۙ ٤ اَلَّذٖينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ ٥ اَلَّذٖينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَۙ ٦ وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ ٧
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Eraeytellezî yükezzibü bi’d-dîn. Fezâlike’l-lezî yedü’’ul-yetîm. Ve lâ yehuddu ‘alâ ta’âmi’l-miskîn. Feveylün lil-müsallîn. Ellezînehüm ‘an salâtihim sâhûn. Ellezînehüm yürâûn. Ve yemne’ûne’l-mâûn.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı! (2-3) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir. (4) Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, (5) Onlar namazlarını ciddiye almazlar. (6) Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. (7) Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 107:1-7 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
27. Kevser Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ ١ فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ ٢ اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ ٣
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. İnnâ a’taynâ ke’l-kevser. Fesalli li-Rabbike ve’nhar. İnne şâni’eke hüve’l-ebter.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Şüphesiz biz sana Kevseri verdik. (2) O Halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes. (3) Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 108:1-3 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
28. Kâfirun Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْكَافِرُونَۙ ١ لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ ٢ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ ٣ وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ٤ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ ٥ لَكُمْ دٖينُكُمْ وَلِىَ دٖينِ ٦
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn. Lâ a’büdü mâ ta’büdûn. Ve lâ entüm ‘âbidûne mâ a’büd. Velâ ene ‘âbidün mâ ‘abettüm. Velâ entüm ‘âbidûne mâ a’büd. Leküm dînüküm veliye dîn.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) De ki: "Ey Kâfirler!" (2) "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem." (3) "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." (4) "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim." (5) "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." (6) "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 109:1-6 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
29. Nasr Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ ١ وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فٖى دٖينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًاۙ ٢ فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا ٣
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. İzâ câe nasrullâhi ve’l-fethu. Ve raeyte’n-nâse yedhulûne fî dînillâhi efvâcâ. Fe sebbih bi-hamdi Rabbike vestağfirhu innehû kâne tevvâbâ.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O tövbeleri çok kabul edendir.
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 110:1-3 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
30. Tebbet Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ تَبَّتْ يَدَٓا اَبٖى لَهَبٍ وَتَبَّۜ ١ مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ ٢ سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍۚ ٣ وَامْرَاَتُهُۜ حَمَّالَةَ الْحَطَبِۚ ٤ فٖى جٖيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ ٥
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ ağnâ ‘anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyaslâ nâran zâte leheb. Vemraetühû hammâlete’l-hatab. Fî cîdihâ hablün min mesed.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) Ebû Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu. (2) Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı. (3) O, bir alevli ateşe girecektir, (4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 111:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
31. İhlas Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ١ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ٢ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ٣ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ٤
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul hüvallâhü ahad. Allâhü’s-samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ahad.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1) De ki: "O, Allah'tır, bir tektir." (2) "Allah Samed'dir. (Her şey O'na muhtaçtır, o, hiçbir şeye muhtaç değildir.)" (3) Ondan çocuk olmamıştır (Kimsenin babası değildir). Kendisi de doğmamıştır (kimsenin çocuğu değildir)." (4) "Hiçbir şey O'na denk ve benzer değildir."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 112:1-4 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
32. Felak Sûresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِۙ ١ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ ٢ وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ ٣ وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِۙ ٤ وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ ٥
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul e’ûzü bi-Rabbi’l-felak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikın izâ vekab. Ve min şerri’n-neffâsâti fi’l-‘ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-5) De ki: "Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 113:1-5 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
33. Nas Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ ١ مَلِكِ النَّاسِۙ ٢ اِلٰهِ النَّاسِۙ ٣ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِۙ ٤ اَلَّذٖى يُوَسْوِسُ فٖى صُدُورِ النَّاسِۙ ٥ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ ٦
Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kul e’ûzü bi-Rabbi’n-nâs. Meliki’n-nâs. İlâhi’n-nâs. Min şerri’l-vesvâsi’l-hânnâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûri’n-nâs. Mine’l-cinneti ve’n-nâs.
Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. (1-6) De ki: "Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik'ine, insanların İlah'ına sığınırım."
Kaynak: Kur'ân-ı Kerîm — 114:1-6 · Metin: Diyanet Mushafı · Meal: Diyanet İşleri Başkanlığı Meali
🤲 Bu duaları okurken bizleri, bu çalışmada emeği geçenleri ve bütün mü'min kardeşlerimizi de dualarınıza katmanızı rica ederiz. Rabbimiz ibadetlerinizi ve dualarınızı kabul eylesin.
Adım Adım Umre · adimadimumre.com · Google Play · App Store